Bir ceza davasında, sanığın sorgulama veya sorgulatma imkanı bulamadığı bir tanığın istinabe (talimat) yoluyla alınan ifadesi, mahkumiyet hükmüne 'belirleyici delil' olarak esas alınabilir mi? Bu durumun adil yargılanma hakkı (Anayasa md. 36) açısından doğuracağı sonuçları Anayasa Mahkemesi'nin Taha Bozöyük (B.No:2020/30174) kararı ışığında analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169291

Hayır, esas alınamaz. Bir mahkumiyet, tek veya belirleyici ölçüde, sanığın sorgulama imkanı bulamadığı bir tanığın ifadesine dayandırılamaz. Bu, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan 'tanık sorgulama hakkı'nın (çelişmeli yargı ve silahların eşitliği ilkeleri) ihlali anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi'nin Taha Bozöyük kararında da vurguladığı gibi, tanığın istinabe yoluyla başka bir mahkemede dinlenmesi ve bu ifadenin duruşmada okunması, sanığın tanıkla yüzleşme, beyanlarının güvenilirliğini test etme ve çapraz sorgu yapma hakkını ortadan kaldırır. Mahkemenin, yargı çevresi dışında bulunan tanığı SEGBİS gibi, sanığın ve müdafiin de soru sormasına imkan tanıyan teknik imkanları kullanmadan, sadece yazılı beyanına dayanarak ve bu beyanı mahkumiyet için 'belirleyici' delil olarak kabul ederek karar vermesi, savunma haklarını dengeleyici güvenceler sağlamadan kısıtladığı için adil yargılanma hakkını ihlal eder. İhlalin sonucu, yargılamanın yenilenmesi kararı verilmesidir.