5271 sayılı CMK'nın 116. maddesinde arama için 'makul şüphe' aranırken, 2559 sayılı PVSK'nın 4/A maddesi polise 'önleme amaçlı durdurma ve kaba üst araması (yoklama)' yetkisi vermektedir. Adli arama ile önleme araması arasındaki temel fark nedir? Bir polis memurunun şüphe üzerine durdurduğu kişinin üzerini 'yoklaması' sonucu bulduğu suç delili hukuka uygun mudur?
Adli arama ile önleme araması arasındaki temel fark 'amaç'tır. Adli Arama (CMK md. 116): İşlenmiş bir suçun delillerini bulmak veya failini yakalamak amacıyla, 'makul şüphe' ve kural olarak 'hakim kararı' ile yapılır. Amacı, ceza muhakemesine hizmet etmektir. Önleme Araması (PVSK md. 9) ve Yoklama (PVSK md. 4/A): Henüz işlenmemiş bir suçu veya bir tehlikeyi 'önlemek' amacıyla yapılır. Daha düşük bir şüphe standardına (somut bir tehlike veya makul sebep) dayanır ve hakim kararı olmadan, kanunun verdiği yetkiyle (mülki amir emri veya polisin doğrudan yetkisiyle) yapılabilir. Amacı, kamu düzenini ve güvenliğini korumaktır. Şüphe üzerine durdurulan kişinin üzerinin 'yoklanması' sonucu elde edilen delilin hukuka uygunluğu tartışmalıdır. Yargıtay'ın bir görüşüne göre (11. Ceza Dairesi E:2018/3576, K:2020/4969), PVSK 4/A kapsamındaki yoklama bir 'arama' değildir ve bu sırada elde edilen suç delili hukuka uygundur, özellikle suçüstü hali varsa. Ancak, doktrin ve Yargıtay'ın aksi yöndeki kararlarına göre, yoklama adı altında yapılan detaylı bir kontrolün fiilen 'arama' niteliğinde olduğu, bunun için de CMK'daki arama koşullarının (makul şüphe ve hakim kararı) aranması gerektiği, aksi halde elde edilen delilin hukuka aykırı olacağı savunulmaktadır. Bu konu, içtihatlarda tam bir birlik olmayan, tartışmalı bir alandır.