Anayasa'nın sistematiği ve 'merkezi idare' ile 'mahalli idare' ayrımı (Anayasa md. 123, 126, 127) göz önüne alındığında, bir belediye başkanının aynı zamanda Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanması mümkün müdür? Bu durumun yaratabileceği potansiyel anayasallık sorunlarını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169244

Bu durum, Anayasa'nın sistematiği açısından ciddi sorunlar barındırmaktadır ve mümkün gözükmemektedir. Anayasa, idari teşkilatı 'merkezi idare' ve 'yerinden yönetim (mahalli idare)' olarak iki temel esasa dayandırmıştır (md. 123). Cumhurbaşkanı yardımcısı, yürütme organının başı olan Cumhurbaşkanına bağlı olarak 'merkezi idare'nin başkent teşkilatı içinde yer alırken; belediye başkanı, seçimle işbaşına gelen ve idari ve mali özerkliğe sahip bir 'mahalli idare' organıdır. Bu iki sıfatın aynı kişide birleşmesi, Anayasa'nın bu temel ayrımını fiilen ortadan kaldıran, karma ve anayasal dayanağı olmayan bir yapı oluşturur. Potansiyel sorunlar şunlardır: 1) Vesayet İkilemi: Merkezi idarenin mahalli idareler üzerindeki vesayet denetimi (Anayasa md. 127/5), bir kişinin kendi kendine vesayet uygulaması gibi bir çelişkiye yol açar. 2) Yargısal Bağışıklık Çatışması: Cumhurbaşkanı yardımcısının göreviyle ilgili olmayan suçlarda yasama dokunulmazlığı (Anayasa md. 106/10) varken, belediye başkanının yoktur. Bu durum, belediye başkanlığı göreviyle ilgili bir suç iddiasında, kişinin dokunulmazlık zırhına bürünerek yargılanmasını engelleyebilir. 3) Görevden Uzaklaştırma: İçişleri Bakanı'nın göreviyle ilgili suçtan soruşturulan bir belediye başkanını geçici olarak görevden uzaklaştırma yetkisi (Anayasa md. 127/4), Cumhurbaşkanı yardımcısı olan bir belediye başkanı için fiilen uygulanamaz hale gelebilir. Bu nedenlerle, mevzuatta açık bir yasak olmasa dahi, Anayasa'nın ruhuna ve sistematiğine aykırılık teşkil eder.