Açık ceza infaz kurumunda bulunan bir hükümlünün, sayım sırasında kurum sınırları içinde ancak odasında olmaması (örneğin banyoda olması) ile kurum sınırlarını terk edip daha sonra geri dönmesi arasında 'hükümlünün kaçması' (TCK 292) suçu açısından bir fark var mıdır? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E: 2014/9-203, K: 2014/420 sayılı kararını bu bağlamda değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169222

Evet, çok önemli bir fark vardır. 'Hükümlünün veya tutuklunun kaçması' (TCK md. 292) suçunun maddi unsuru, 'tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçmaktır'. 'Kaçma', kurumun fiziki sınırlarını veya görevlilerin fiili egemenlik alanını terk etmek anlamına gelir. Bir hükümlünün sayım sırasında odasında olmayıp kurumun banyosu, kütüphanesi, yemekhanesi gibi ortak alanlarında bulunması, kurum sınırlarını terk etmediği için kaçma suçunu oluşturmaz; bu durum olsa olsa kurum içi bir disiplin ihlali sayılabilir. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında vurgulandığı gibi, hükümlünün açık ceza infaz kurumunun sınırları dışına çıktığı ve daha sonra kendiliğinden geri döndüğü tespit edilirse, kaçma suçu oluşmuş olur. Kararda, sanığın 'banyodaydım' savunmasına itibar edilmemiş, cezaevi görevlilerinin tüm ortak alanları kontrol ettikten sonra tutanak tuttuğu ve sanığın belirli bir süre kurum dışında kaldığı kabul edilerek suçun sabit olduğuna karar verilmiştir. Dolayısıyla kritik ayrım, hükümlünün kurumun fiziki sınırlarını terk edip etmediğidir.