Anayasa m. 20/3'ün 'Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir' hükmü, Anayasa'nın 13. maddesinde aranan 'özel sınırlama sebebi' koşulunu karşılamakta mıdır? Bu düzenlemedeki potansiyel anayasallık sorununu ve çözüm önerisini tartışınız.
Bu, anayasa hukuku doktrininde tartışmalı bir konudur. Anayasa'nın 13. maddesi, 2001 değişikliği ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması için 'genel sınırlama' sebeplerini kaldırmış ve her hak için Anayasa'nın 'ilgili maddesinde belirtilen özel sebeplere' bağlı kalınmasını şart koşmuştur. Anayasa m. 20/2, özel hayatın gizliliği için 'millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması' gibi özel sınırlama sebepleri sayarken, hemen altındaki m. 20/3 kişisel veriler için sadece 'kanunda öngörülen hallerde' ifadesini kullanmaktadır. Bu ifade, tek başına bir 'özel sınırlama sebebi' değil, sınırlamanın şekli şartı olan 'kanunla olma' ilkesinin tekrarı gibi durmaktadır. Bu durum, Anayasa m. 13'ün aradığı özel sınırlama sebebi koşulunun m. 20/3'te bulunmadığı, dolayısıyla kişisel verilere müdahale eden kanunların anayasallık denetiminde bir boşluk olduğu eleştirisine yol açmaktadır. Bir çözüm önerisi olarak, Anayasa m. 20/3 yorumlanırken, aynı maddenin bir üst fıkrasında (m. 20/2) sayılan özel sınırlama sebeplerinin, kişisel verilerin korunması hakkı için de kıyasen uygulanması gerektiği ileri sürülebilir. Bu yorum, hem Anayasa'nın bütünlüğünü sağlar hem de kişisel verilere yönelik müdahalelerin keyfi olmasını önleyerek Anayasa m. 13'ün ruhuna uygun bir koruma mekanizması oluşturur.