7499 sayılı Kanun (8. Yargı Paketi) ile TMK md. 407'de yapılan değişiklik, hükümlülerin kısıtlanması rejimini nasıl dönüştürmüştür? Bu değişikliğin temelinde yatan Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesini açıklayınız.
7499 sayılı Kanun öncesinde TMK md. 407, 'bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her erginin' zorunlu olarak kısıtlanmasını öngörüyordu. Bu, otomatik bir vesayet rejimiydi. 7499 sayılı Kanunla yapılan değişiklik bu otomatikliği kaldırmıştır. Yeni düzenlemeye göre; kesinleşmiş hapis cezasını çeken ergin bir kişi, kural olarak ancak 'kendi isteği üzerine' kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. İstisna ise, toplam beş yıl veya daha fazla hapis cezası çeken birinin, 'isteği olmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi halinde' kısıtlanabilmesidir. Bu değişikliğin temelinde AYM'nin 22.03.2023 tarihli (E.2022/105, K.2023/54) iptal kararı yatmaktadır. AYM, eski düzenlemenin, hükümlünün kendi işlerini görebilecek durumda olup olmadığını değerlendirmeksizin otomatik vasi atanmasına yol açtığını, bunun da kişinin özel hayatına ve mülkiyet hakkına (Anayasa md. 20, 35) orantısız bir müdahale olduğunu belirtmiştir. Mahkemeye takdir hakkı tanımayan veya daha hafif koruma tedbirlerine (yasal danışmanlık, kayyımlık) imkan vermeyen bu düzenlemenin, korunma amacı bakımından 'gerekli ve zorunlu olmadığına' karar vererek hükmü iptal etmiştir.