Bir idari işlemin iptali davasında, davanın esastan reddedilmesi ile süre aşımı veya görevsizlik gibi usuli nedenlerle reddedilmesi arasında, davalı idare lehine hükmedilecek yargılama giderleri (vekalet ücreti hariç) açısından bir fark var mıdır? İYUK'un ilgili hükümlerini değerlendiriniz.
Hayır, vekalet ücreti dışındaki yargılama giderlerinin paylaştırılması açısından, davanın esastan veya usulden reddedilmesi arasında kural olarak bir fark yoktur. İYUK'un 31. maddesi, yargılama giderleri konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağını belirtir. HMK'nın 'Yargılama giderlerinin kapsamı' başlıklı 323. maddesi, harçlar, tebligat ücretleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri sayar. 'Yargılama giderlerinden sorumluluk' başlıklı 326. maddesi ise, kural olarak davada 'haksız çıkan' tarafın yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceğini hükme bağlar. Bir davanın, ister esastan (davacının talebinin haksız bulunması) ister usulden (süre aşımı, görevsizlik, ehliyetsizlik gibi nedenlerle) reddedilmesi durumunda, sonuç olarak davayı kaybeden, yani 'haksız çıkan' taraf davacıdır. Bu nedenle, davanın açılmasına sebebiyet verdiği kabul edilir ve yargılama giderlerinin tamamını ödemesine karar verilir. Bu giderler, davalı idarenin yaptığı masraflar (posta gideri, bilirkişi ücretine katılım vb.) varsa bunların davacıdan alınarak idareye verilmesini, davacının peşin yatırdığı ve harcanmayan gider avansının ise Hazine'ye gelir kaydedilmesini kapsar. Tek önemli fark, vekalet ücretinin hesaplanmasında ortaya çıkar. Yukarıda da belirtildiği gibi, esastan ret halinde genellikle nispi vekalet ücreti, usulden ret halinde ise maktu vekalet ücreti uygulanır. Ancak diğer yargılama giderleri (harçlar, tebligat giderleri vb.) açısından, ret nedeninin esasa veya usule ilişkin olması bir fark yaratmaz; her iki durumda da haksız çıkan davacı bu giderlerden sorumlu tutulur.