Danıştay 13. Dairesi'nin E:2021/5165 sayılı kararında olduğu gibi, bir idari davanın 'süre aşımı' nedeniyle reddedilmesi durumunda, davalı idare lehine hükmedilecek vekalet ücreti maktu mu, yoksa nispi mi olur? Bu konudaki genel kuralı ve gerekçesini açıklayınız.
Bu durumda, davalı idare lehine hükmedilecek vekalet ücreti 'maktu' olur. Bu konudaki genel kural, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 'Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret' başlıklı 6. maddesi ile 'Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde ücret' başlıklı 7. maddesi ve Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla belirlenmiştir. Gerekçe ve Kural: İdari davalarda, davanın esası hakkında bir karar verilerek davanın reddedilmesi halinde, eğer davanın konusu para veya parayla ölçülebilen bir değer ise, davalı idare lehine bu değer üzerinden 'nispi' (oransal) vekalet ücretine hükmedilir. Ancak, davanın esasına girilmeden, 'usuli' nedenlerle reddedilmesi halinde, davalı idare lehine Tarife'de o mahkeme türü için öngörülen 'maktu' (sabit) vekalet ücretine hükmedilir. 'Süre aşımı', davanın esasına girilmesini engelleyen bir 'dava ön şartı' yokluğudur. Mahkeme, davanın haklı veya haksız olduğunu tartışmadan, sadece dava açma süresinin kaçırıldığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmektedir. Bu nedenle, süre aşımı nedeniyle verilen ret kararları, Tarife'nin 7. maddesi kapsamında değerlendirilir ve sonuç olarak davalı idare lehine maktu vekalet ücreti takdir edilir. Danıştay'ın ilgili kararında da, süre aşımından reddedilen davada, idare lehine Tarife'de belirlenen maktu vekalet ücretine (o yıl için 2.040,00 TL) hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kuralın amacı, davanın esası hakkında bir yargılama ve savunma yapılmadığı, avukatın daha az emek harcadığı varsayılan usuli ret durumlarında, davacıyı yüksek nispi vekalet ücreti yükünden korumaktır.