Bir köy muhtarının, köy tüzel kişiliğine ait meraya tecavüz edildiğini öğrenmesine rağmen bunu Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirmemesi, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin E:2011/21674 sayılı kararına göre hangi suçu oluşturur? Muhtarın bu konudaki hukuki statüsünü ve yükümlülüğünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169182

Bu eylem, TCK'nın 279. maddesinde düzenlenen 'Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi' suçunu oluşturur. Bu sonucun hukuki analizi şöyledir: 1) Muhtarın Hukuki Statüsü: Köy muhtarı, 5237 sayılı TCK'nın 6. maddesinin (c) bendi uyarınca bir 'kamu görevlisi'dir. Çünkü kamusal faaliyetin yürütülmesine 'seçilme yoluyla' katılan bir kişidir. 2) Meraya Tecavüzün Suç Niteliği: Köy tüzel kişiliğine ait olup köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş olan mera, harman yeri gibi taşınmazlara tecavüz etmek, TCK'nın 154. maddesinin 2. fıkrasında 'Hakkı olmayan yere tecavüz' suçunun nitelikli hali olarak özel olarak düzenlenmiştir. Bu, kamu adına soruşturulması ve kovuşturulması gereken bir suçtur. 3) Öğrenmenin 'Görevle Bağlantılı' Olması: Köy Kanunu ve diğer ilgili mevzuat uyarınca, muhtar, köyün ve köylünün hak ve menfaatlerini korumakla, köy tüzel kişiliğine ait malları gözetmekle görevlidir. Dolayısıyla, köy merasına yapılan bir tecavüzü öğrenmesi, onun 'göreviyle bağlantılı olarak' bir suçu öğrenmesi anlamına gelir. Bu, kişisel olarak tanık olduğu bir olaydan daha fazlasıdır; doğrudan görev alanına giren bir hukuka aykırılıktır. 4) Bildirim Yükümlülüğü: TCK m. 279, göreviyle bağlantılı olarak bir suçu öğrenen kamu görevlisine, bunu yetkili makamlara (Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk) bildirme yükümlülüğü getirmiştir. Muhtarın bu yükümlülüğü ihmal etmesi, bu suçu oluşturur. Yargıtay'ın ilgili kararında da bu unsurlar bir araya getirilerek, köy merasına tecavüzü bildirmeyen muhtarın eyleminin TCK m. 279 kapsamındaki suçu oluşturduğu ve beraat kararının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.