CMK m. 196/2, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, sanığın 'istinabe yoluyla dahi' sorgusunun yapılamayacağını amirdir. Bu kuralın 'doğrudan doğruyalık' ilkesi ve 'cezanın kişiselleştirilmesi' açısından taşıdığı önemi açıklayınız. Bu kuralın ihlal edilerek yapılan bir yargılama sonucu verilen hükmün hukuki akıbeti ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169176

CMK m. 196/2'deki bu yasak, ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden olan 'doğrudan doğruyalık (vasıtasızlık)' ve 'yüzyüzelik' ilkelerinin, ağır suçlar açısından mutlak bir güvenceye kavuşturulmasıdır. Önemi şu noktalarda toplanır: 1) Doğrudan Doğruyalık İlkesi Açısından Önemi: Bu ilke, hakimin, sanık da dahil olmak üzere tüm delillerle araya bir vasıta girmeden, doğrudan doğruya temas kurmasını gerektirir. İstinabe yoluyla sorgu, bu ilkenin en belirgin istisnalarından biridir. Çünkü bu usulde, sanığı sorgulayan hakim ile hakkında hüküm verecek olan hakim farklı kişilerdir. Kararı verecek olan hakim, sanığın beyanlarını sadece bir tutanaktan okur. Kanun koyucu, alt sınırı 5 yıl gibi ağır bir cezayı gerektiren, toplum vicdanını derinden etkileyen ve sanığın geleceği üzerinde çok ciddi sonuçlar doğuracak suçlarda, bu ilkenin zedelenmesine izin vermemiştir. Hakim, sanığın beyanlarının samimiyetini, çelişkilerini, pişmanlığını veya tavırlarını bizzat gözlemleyerek bir kanaat oluşturmalıdır. 2) Cezanın Kişiselleştirilmesi Açısından Önemi: TCK m. 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesi ve takdiri indirim nedenlerinin (TCK m. 62) uygulanması, hakimin sanığın kişiliği, sosyal durumu, suçtan sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları hakkında edindiği 'kişisel izlenime' dayalıdır. Bu izlenim, ancak sanığın duruşmada bizzat veya en azından SEGBİS ile gözlemlenmesiyle sağlıklı bir şekilde oluşabilir. Sanığı hiç görmeden, sadece bir tutanağa dayanarak cezanın kişiselleştirilmesi, bu ilkenin ruhuna aykırı ve son derece zordur. Ağır suçlarda bu risk göze alınmamıştır. Kuralın İhlalinin Sonucu: Bu kural, emredici bir usul kuralıdır. İhlal edilmesi, 'mutlak bir bozma nedeni' ve 'savunma hakkının esaslı bir şekilde kısıtlanması' anlamına gelir. Bu şekilde yapılan bir yargılama sonucu verilen hüküm, kanun yolu incelemesinde (istinaf/temyiz) sadece bu sebeple, başka bir inceleme yapılmaksızın bozulur. Mahkemenin, sanığı usulüne uygun olarak (bizzat veya SEGBİS ile) duruşmaya getirip sorgusunu yeniden yaparak yargılamayı tekrarlaması gerekir.