Metinde geçen Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin E:2012/9348 sayılı kararında, usulüne uygun arama kararı olmaksızın yapılan üst aramasında ele geçirilen tabancaların, 'hukuka aykırı delil' olarak kabul edilerek hükme esas alınmamasının anayasal ve yasal dayanakları nelerdir? Bu durumun 'delil serbestisi' ilkesiyle ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169169

Bu kararda, hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delilin hükme esas alınmaması, ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden birinin uygulanmasıdır. Anayasal ve yasal dayanakları şunlardır: 1) Anayasal Dayanak: Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası, 'Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.' hükmünü amirdir. Bu, 'delil yasakları'nın en üst normatif dayanağıdır. Arama, Anayasa'nın 20. (özel hayatın gizliliği) ve 21. (konut dokunulmazlığı) maddelerinde korunan temel haklara bir müdahaledir. Bu müdahalenin, kanunda (CMK m. 116, 119) belirtilen usul ve şartlara (hakim kararı, makul şüphe vb.) uygun yapılması zorunludur. Bu şartlara uyulmadan yapılan bir arama, 'kanuna aykırı' bir arama olur ve bu yolla elde edilen delil de 'kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgu' niteliği taşır. 2) Yasal Dayanaklar: CMK, bu anayasal ilkeyi somutlaştıran hükümler içerir: - CMK m. 206/2-a: Duruşmada delillerin ortaya konulması sırasında, 'kanuna aykırı olarak elde edilmiş' delillerin reddedileceğini belirtir. - CMK m. 217/2: Yüklenen suçun, 'hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille' ispat edilebileceğini hükme bağlayarak, delillerin hukuka uygun yollardan toplanması gerektiğini vurgular. 'Delil Serbestisi' İlkesiyle İlişkisi: Ceza muhakemesinde geçerli olan 'delil serbestisi' ilkesi, bir olayın ispatında her şeyin delil olarak kullanılabileceğini, delillerin kanunda sınırlı sayıda sayılmadığını ifade eder. Ancak bu ilke, mutlak ve sınırsız değildir. Delil serbestisi ilkesinin en önemli sınırı, 'delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmesi' zorunluluğudur. Yani, bir delil ne kadar ikna edici ve maddi gerçeği ortaya koyucu olursa olsun, eğer hukuka aykırı bir yöntemle (işkence, yasak sorgu, usulsüz arama vb.) elde edilmişse, yargılamada kullanılamaz. Hukuk devleti, maddi gerçeğe 'ne pahasına olursa olsun' değil, 'hukuka uygun yollarla' ulaşmayı hedefler. Yargıtay kararı da, arama kararının usulsüzlüğünün delili hukuka aykırı hale getirdiğini ve Anayasa m. 38/6 uyarınca bu delile dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağını belirterek, bu dengeyi ve ilkeyi uygulamıştır.