Anayasa Mahkemesi'nin 2022/105 E. sayılı kararında, TMK'nın eski 407. maddesinin iptal gerekçelerinden biri olarak, 'hükümlünün ergin ve ayırt etme gücünün bulunması nedeniyle vesayete göre kişinin ehliyetini daha az sınırlayan ve daha dar koruma sağlayan yasal danışmanlık ve kayyımlık atamasına imkan sağlanmaması' gösterilmiştir. Bu gerekçenin, Anayasa m. 13'teki 'ölçülülük' ilkesinin hangi alt unsuruyla doğrudan ilgili olduğunu açıklayınız.
Bu gerekçe, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen 'ölçülülük' ilkesinin 'gereklilik' (zorunluluk) alt ilkesiyle doğrudan ilgilidir. Ölçülülük ilkesi, bir temel hakka yapılan sınırlamanın, ulaşılmak istenen meşru amaç için 'elverişli', 'gerekli' ve 'orantılı' olmasını gerektirir. 'Gereklilik' alt ilkesi, amaca ulaşmak için birden fazla araç mevcutsa, temel hak ve özgürlüğe 'en az müdahale eden' aracın seçilmesi gerektiğini ifade eder. Yani, aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşmak mümkünken, daha ağır olanın tercih edilmemesi gerekir. AYM'nin kararındaki bu gerekçe, tam olarak bu ilkeye işaret etmektedir: - Amaç: Hükümlünün, cezaevindeyken kendi işlerini yürütememesi ihtimaline karşı kişiliğini ve malvarlığını 'korumak'. - Araçlar: Bu amaca ulaşmak için hukuk sisteminde farklı ağırlıkta araçlar mevcuttur: a) Vesayet (Kısıtlama): Kişinin fiil ehliyetini genel olarak sınırlayan en ağır tedbirdir. b) Kayyımlık: Sadece belirli işleri veya malvarlığını yönetmek için atanan, ehliyeti kısıtlamayan daha hafif bir tedbirdir. c) Yasal Danışmanlık: Kişinin ehliyetini kısıtlamayan, sadece belirli önemli işlemleri yaparken danışmanın oyunu almasını gerektiren en hafif tedbirdir. AYM, TMK'nın eski 407. maddesinin, hükümlünün durumunu hiç değerlendirmeden, her durumda en ağır tedbir olan 'vesayeti' zorunlu kıldığını ve mahkemeye, somut olayın özelliklerine göre daha hafif ve daha uygun olabilecek 'kayyımlık' veya 'yasal danışmanlık' gibi alternatifleri seçme imkanı tanımadığını belirtmiştir. Bu durum, seçilen aracın (vesayetin), hedeflenen koruma amacı için 'gerekli' olandan daha ağır olduğunu ve bu nedenle 'gereklilik' alt ilkesini ihlal ettiğini göstermektedir. Yeni düzenleme, isteğe bağlı olarak 'kayyım' atanmasına da olanak tanıyarak bu ölçüsüzlüğü gidermiştir.