Bir sağlık görevlisinin, görevi sırasında karşılaştığı ve TCK m. 280 uyarınca bildirim yükümlülüğü doğuran bir duruma ilişkin olarak, failin veya mağdurun 'tanıklıktan çekinme hakkı olan bir yakını' olması halinde bildirim yükümlülüğünün devam edip etmeyeceğini, TCK m. 280/1'in son cümlesi ve 'nemo tenetur' ilkesi çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169164

Hayır, bu durumda sağlık görevlisinin bildirim yükümlülüğü ortadan kalkar. TCK m. 280/1'in son cümlesi, bu konuda açık bir istisna getirmiştir: 'Ancak, bu durumda tanıklıktan çekinme hakkı olan kişiler bakımından ihbar yükümlülüğü yoktur.' Bu hüküm, 'nemo tenetur' (kimsenin kendisini veya yakınlarını suçlamaya zorlanamaması) ilkesinin bir yansımasıdır ve sağlık görevlisinin bildirim yükümlülüğü ile kişilerin anayasal hakları arasında bir denge kurar. Tartışma ve Gerekçeler: 1) Nemo Tenetur İlkesinin Dolaylı İhlalinin Önlenmesi: Eğer bu istisna olmasaydı, bir kişi (örneğin baba), kendi çocuğunu (oğlunu) yaralı bir şekilde hastaneye getirdiğinde, doktorun bu durumu polise bildirmesi zorunlu olacaktı. Bu bildirim, dolaylı olarak babanın, oğlu aleyhine sonuç doğuracak bir soruşturmanın başlamasına neden olması anlamına gelirdi. Bu durum, babayı, Anayasa m. 38/5 ve CMK m. 45'te güvence altına alınan 'yakını aleyhine tanıklık yapmama/delil göstermeme' hakkını ihlal eden bir pozisyona sokardı. Kişi, ya çocuğunu tedavi ettirmekten kaçınacak ya da onu ele vermek zorunda kalacaktı. Kanun koyucu, bu çelişkiyi ve zorunluluk halini önlemek istemiştir. 2) Sağlığa Erişim Hakkının Korunması: Bu istisna, aynı zamanda kişilerin, cezai bir soruşturmaya maruz kalma korkusuyla, kendileri veya yakınları için tıbbi yardım almaktan çekinmelerini engellemeyi amaçlar. Eğer bildirim zorunlu olsaydı, suçla bağlantılı bir yaralanması olan kişiler veya onların yakınları, hastaneye gitmekten kaçınabilir ve bu da daha ağır sağlık sorunlarına, hatta ölümlere yol açabilirdi. Kamu sağlığının ve kişilerin sağlığa erişim hakkının korunması, bu durumda adaletin tecellisinden daha üstün bir yarar olarak görülmüştür. Sonuç olarak, sağlık görevlisi, karşılaştığı vakanın mağduru veya failinin, kendisine durumu anlatan veya getiren kişinin CMK m. 45 kapsamında tanıklıktan çekinme hakkı olan bir yakını olduğunu anlarsa (örneğin, baba oğlunu getirmişse), TCK m. 280'deki bildirim yükümlülüğünden muaf olur.