İdari yargıda 'ivedi yargılama usulü' (İYUK m. 20/A) ile 'yürütmenin durdurulması' (İYUK m. 27) kurumları arasındaki ilişkiyi, yargılamanın hızı ve etkinliği açısından değerlendiriniz. İvedi yargılamada yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz yolunun kapatılmış olması, hak arama özgürlüğü açısından bir sorun teşkil eder mi?
İvedi yargılama usulü ile yürütmenin durdurulması kurumu, her ikisi de idari yargıda etkin bir koruma sağlamayı amaçlasa da, aralarında bir gerilim ve denge ilişkisi vardır. İlişki ve Değerlendirme: Yürütmenin durdurulması (YD), dava sonuna kadar idari işlemin uygulanmasını durdurarak, telafisi güç veya imkansız zararların doğmasını önleyen geçici bir tedbirdir. İvedi yargılama usulü ise, davanın kendisini esastan ve nihai olarak çok hızlı bir şekilde (yaklaşık 3-4 ay içinde) sonuçlandırmayı hedefler. Kanun koyucu, ivedi yargılama usulüne tabi davalarda, davanın esası zaten çok hızlı karara bağlanacağı için, YD kararlarına karşı yapılacak bir itiraz sürecinin (bu süreç de genellikle 1-2 ay sürebilir) yargılamayı gereksiz yere uzatacağını ve ivedilik amacını zedeleyeceğini düşünmüştür. Bu nedenle, YD kararlarına itiraz yolunu kapatarak (İYUK m. 20/A/2-e), sürecin ara uyuşmazlıklarla kesintiye uğramadan, doğrudan nihai karara odaklanmasını sağlamıştır. Hak Arama Özgürlüğü Açısından Değerlendirme: YD kararlarına itiraz yolunun kapatılması, ilk bakışta hak arama özgürlüğüne (Anayasa m. 36) bir sınırlama gibi görünebilir. Ancak bu sınırlama, ölçülülük ilkesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, bu düzenlemeyi anayasaya aykırı bulmamaktadır. Gerekçesi şudur: Hak arama özgürlüğü, sadece ara kararlara itiraz hakkını değil, davanın makul sürede ve kesin olarak sonuçlandırılmasını da kapsar. İvedi yargılama usulünde, YD'ye itiraz hakkı alınırken, karşılığında davacıya çok daha değerli bir şey verilmektedir: davanın esası hakkında çok hızlı bir şekilde nihai karar alma imkanı. Davacı, YD talebi reddedilse bile, kısa bir süre sonra davanın esasını kazanarak (veya kaybederek) hukuki belirsizlikten tamamen kurtulma şansına sahiptir. Bu, geçici bir tedbir için ara bir kanun yolunu işletmekten daha etkin bir koruma sağlayabilir. Dolayısıyla, itiraz hakkına getirilen bu sınırlamanın, yargılamayı hızlandırma gibi meşru bir amaca hizmet ettiği ve davanın esası hakkında hızlı karar verilmesiyle dengelendiği için ölçülü olduğu kabul edilmektedir.