Hukuk Genel Kurulu'nun E:2018/3-899 sayılı kararının ön sorun tartışmasında, yerel mahkemenin bozma sonrası duruşma açmadan direnme kararı vermesi 'usule aykırı' bulunmuştur. Bu 'usule aykırılığın', HMK m. 27'de düzenlenen 'hukuki dinlenilme hakkı'nın hangi alt unsurlarını ihlal ettiğini açıklayınız.
Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararından sonra tarafları dinlemeden direnme kararı vermesi, HMK m. 27'de güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkının üç temel alt unsurunu da ağır bir şekilde ihlal eder: 1) Bilgi Sahibi Olma Hakkının İhlali (HMK m. 27/2-a): Hukuki dinlenilme hakkı, öncelikle yargılamayla ilgili olarak 'bilgi sahibi olunmasını' içerir. Tarafların, davalarının Yargıtay tarafından bozulduğunu, bozma gerekçelerinin ne olduğunu ve mahkemenin bu bozma sonrası hangi tarihte duruşma yapacağını resmi olarak öğrenme hakları vardır. Mahkemenin, bozma ilamını ve duruşma gününü usulüne uygun olarak tebliğ etmeden karar vermesi, tarafları yargılamanın en kritik aşamalarından birinden habersiz bırakarak bu temel hakkı ihlal eder. 2) Açıklama ve İspat Hakkının İhlali (HMK m. 27/2-b): Bu hak, tarafların iddia ve savunmalarını ileri sürme, delillerini sunma ve tartışma hakkını kapsar. Bozma kararı sonrası açılacak duruşma, taraflara, bozma kararına katılıp katılmadıklarını, bozma doğrultusunda yeni beyan ve delillerinin olup olmadığını mahkemeye sunma imkanı tanır. Mahkemenin duruşma açmaması, tarafların bu 'açıklama ve ispat hakkını' tamamen ortadan kaldırır. Taraflar, mahkemenin uyma veya direnme yönündeki iradesini etkileme fırsatından yoksun bırakılmış olur. 3) Mahkemenin Açıklamaları Dikkate Alarak Değerlendirme Yapma ve Kararı Gerekçelendirme Yükümlülüğünün İhlali (HMK m. 27/2-c): Tarafların beyanları alınmadığı için, mahkemenin bu beyanları dikkate alıp değerlendirmesi de fiilen imkansız hale gelir. Direnme kararının gerekçesi, tarafların bozmaya ilişkin argümanlarını karşılamaktan yoksun, tek taraflı bir değerlendirmeye dayanmış olur. Bu durum, kararın gerekçesinin de eksik ve yetersiz kalmasına yol açar. Kısacası, duruşma açmadan direnme kararı vermek, hukuki dinlenilme hakkını bir bütün olarak yok sayan temel bir usul hatasıdır.