Anayasa Mahkemesi'nin Taha Bozöyük (B. No: 2020/30174) kararında, mahkûmiyetin belirleyici ölçüde sorgulanamayan tanık beyanına dayanması durumunda, sanığa 'olayın kendi versiyonunu anlatma ve delillerini sunma imkânı tanınması'nın, tek başına yeterli bir 'karşı dengeleyici güvence' olarak kabul edilmemesinin sebebini, 'silahların eşitliği' ilkesi açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169155

AYM'nin ilgili kararında ve AİHM içtihatlarında, sanığa kendi tezini anlatma ve delillerini sunma imkanı tanınması, adil bir yargılamanın olmazsa olmaz bir unsurudur ve karşı dengeleyici güvencelerden biridir. Ancak bu güvence, tek başına, özellikle mahkumiyetin temel dayanağı olan bir tanığı sorgulama imkanından mahrum bırakılmanın yarattığı dezavantajı telafi etmeye yeterli değildir. Bunun sebebi, 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlal edilmesidir. Silahların Eşitliği İlkesi: Bu ilke, ceza yargılamasında iddia makamı (savcılık) ile savunma makamının (sanık ve müdafii) usuli haklar ve imkanlar açısından eşit konumda olmasını gerektirir. Taraflardan birinin, diğerine göre bariz bir dezavantajlı duruma düşürülmemesi gerekir. Tartışma: a) İddia Makamının Avantajı: İddia makamı, soruşturma aşamasında tanığı (genellikle kendi tezlerini destekleyen tanığı) dinlemiş, ona sorular sormuş ve ifadesini dosyaya delil olarak sunmuştur. Bu delil, mahkumiyetin temelini oluşturmaktadır. b) Savunma Makamının Dezavantajı: Savunma makamı ise, bu en önemli delilin (tanık beyanının) güvenilirliğini ve doğruluğunu test etme imkanından mahrum bırakılmıştır. Tanıkla yüzleşememiş, çapraz sorgu yapamamış, tanığın beyanlarındaki çelişkileri veya abartıları ortaya çıkarma fırsatı bulamamıştır. Sanığın sadece 'kendi hikayesini anlatması', iddia makamının sunduğu bu güçlü ve test edilmemiş delili çürütmek için yeterli bir 'silah' değildir. Savunmanın, iddia delillerini 'sınama' ve 'çürütme' imkanına da sahip olması gerekir. Sadece kendi delilini sunma hakkı, bu dengeyi kurmaya yetmez. Sanığın kendi versiyonunu anlatması, savunma hakkının bir parçasıdır; ancak bu, iddia makamının delillerini sorgulama hakkının bir ikamesi (yerine geçen) olamaz. Her iki hakkın da bir arada ve dengeli bir şekilde mevcut olması, silahların eşitliği ve adil yargılanma için zorunludur. AYM de bu nedenle, sanığa bu imkan tanınsa bile, belirleyici tanığı sorgulama imkanının yokluğunun yarattığı boşluğun tek başına bu yolla doldurulamayacağına karar vermiştir.