TBK m. 350'de düzenlenen 'ihtiyaç nedeniyle tahliye' davasında, kiraya verenin ihtiyacının 'gerçek, samimi ve zorunlu' olması kriteri, Yargıtay içtihatlarında nasıl somutlaştırılmaktadır? 'Henüz mevcut olmayan ve sadece tasavvur ve tahmin edilen bir durumun' ihtiyaç olarak kabul edilmemesinin gerekçesini açıklayınız.
TBK m. 350'ye dayalı ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, ihtiyacın varlığı tek başına yeterli değildir. Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre, bu ihtiyacın 'gerçek, samimi ve zorunlu' olduğunun davacı (kiraya veren) tarafından ispatlanması gerekir. Bu kriter, davanın kötüye kullanılmasını, örneğin kiracıyı çıkarıp daha yüksek bedelle başkasına kiralamak gibi gerçek dışı amaçları engellemeyi hedefler. Yargıtay'ın bu kriteri somutlaştırdığı bazı örnekler şunlardır: a) Gerçek ve Samimi Kabul Edilen Haller: - Kiraya verenin kendisinin kirada oturması ve kira bedelini ödemekte zorlanması. - Kiraya verenin veya çocuğunun evlenecek olması ve konut ihtiyacının doğması. - Sağlık durumu nedeniyle (örneğin, asansörlü bir eve veya hastaneye yakın bir yere taşınma zorunluluğu) kiralanana ihtiyaç duyması. - Yurt dışında veya başka şehirde yaşarken, sürekli olarak dönüp yerleşmek amacıyla kiralanana ihtiyaç duyması. - Reşit olan çocuğunun ayrı bir evde yaşama isteği. b) Gerçek ve Samimi Kabul Edilmeyen Haller: - Daha lüks veya daha konforlu bir evde oturma arzusu. - Mevcut evini satıp kiradaki evine geçme niyeti (henüz satış gerçekleşmemişse). - Kiralananı 'yazlık' olarak kullanma isteği (genellikle zorunlu ihtiyaç sayılmaz, ancak somut olayın özelliklerine göre değişebilir). - Sadece kira bedelini artırmak amacıyla dava açılması. 'Tasavvur ve Tahmin Edilen Durumun' Kabul Edilmemesi: İhtiyacın, dava tarihi itibarıyla 'mevcut ve somut' olması gerekir. Henüz gerçekleşmemiş, gelecekte gerçekleşmesi muhtemel veya sadece planlanan durumlar, dava için yeterli bir 'zorunluluk' oluşturmaz. Örneğin, 'ileride oğlum evlenirse bu evde oturacak' veya 'emekli olunca bu şehre yerleşmeyi düşünüyorum' gibi beyanlar, mevcut ve kesin bir ihtiyacı değil, geleceğe yönelik bir 'olasılığı' veya 'tasavvuru' ifade eder. Hukuk, kesin ve mevcut durumlara göre karar verir. Eğer dava, bu tür muhtemel bir ihtiyaca dayanılarak kabul edilirse, kiracının barınma hakkı somut olmayan bir gerekçeyle ortadan kaldırılmış olur. İhtiyaç, dava sırasında ve hüküm verilinceye kadar devam etmelidir. Dava açıldıktan sonra ihtiyacın ortadan kalkması, davanın reddini gerektirir.