5237 sayılı TCK'nın 292. maddesinde düzenlenen 'hükümlünün kaçması' suçunun manevi unsurunu (kast) ve bu suçun 'teşebbüs' aşamasının mümkün olup olmadığını, suçun niteliği (neticesi harekete bitişik suç) açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169152

Manevi Unsur (Kast): TCK m. 292'de düzenlenen hükümlünün kaçması suçu, 'genel kast' ile işlenebilen bir suçtur. Failin (hükümlü veya tutuklunun), ceza infaz kurumunun sınırlarını terk ettiğini veya gözetimi altında bulunduğu görevlinin fiili egemenlik alanından çıktığını 'bilmesi' ve bu sonucu 'istemesi' suçun manevi unsurunun oluşması için yeterlidir. Failin kaçtıktan sonra ne yapacağı, ne kadar süre dışarıda kalacağı gibi saikleri (özel kast) suçun oluşumunda bir rol oynamaz. Geri dönme niyetiyle kısa bir süreliğine ayrılmak dahi, ayrılma eylemi bilerek ve istenerek yapıldığı için kastın varlığını ortadan kaldırmaz. Teşebbüs Mümkün müdür? Hükümlünün kaçması suçu, hukuki niteliği itibarıyla bir 'neticesi harekete bitişik (sırf hareket)' suçudur. Bu tür suçlarda, kanunda tanımlanan hareketin yapılmasıyla suç tamamlanır; ayrıca bir neticenin (sonucun) doğması aranmaz. Kaçma suçunda da, hükümlünün kurumun fiziki veya hukuki denetim alanından çıktığı 'an' suç tamamlanmış olur. İcrai hareketler ile suçun tamamlanması arasında bir zaman aralığı bulunmadığı için, bu suça teşebbüs kural olarak mümkün değildir. Örneğin, hükümlünün cezaevi duvarına tırmanmaya başlaması, tünel kazmaya başlaması gibi eylemler, kaçma suçunun 'icra hareketleri' değil, 'hazırlık hareketleri' olarak kabul edilir ve cezalandırılmaz. Ancak, fail icra hareketlerine başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamadığında teşebbüs gündeme gelir. Kaçma suçunda, 'denetim alanından çıkma' anı icranın sonu ve suçun tamamlandığı an olduğu için, bu ana kadar olan her şey hazırlık hareketidir. Bu andan sonra ise suç zaten tamamlanmıştır. Dolayısıyla, teorik olarak bu suça teşebbüsün uygulama alanı bulması son derece zordur. Örneğin, hükümlünün son kapıdan çıkarken yakalanması, henüz denetim alanından tam çıkmadığı için bir teşebbüs hali olarak düşünülebilirse de, bu durumlar genellikle hazırlık hareketi olarak yorumlanma eğilimindedir.