HMK m. 63, kendisine dava ihbar edilen kişinin 'davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında' davaya katılabileceğini belirtir. Bu 'hukuki yarar' nasıl tespit edilir? İhbar edilenin, kendisini ihbar eden taraf yerine, karşı taraf yanında davaya katılması mümkün müdür?
HMK m. 63'teki 'hukuki yarar' kavramı, ihbar edilen üçüncü kişinin, davanın belirli bir taraf lehine sonuçlanmasından kendi hukukunu etkileyecek bir menfaat elde etmesi veya bir zarardan kurtulması anlamına gelir. Bu yarar, ekonomik veya fiili bir menfaat değil, 'hukuki' bir menfaat olmalıdır. Tespiti, ihbar edilen ile davanın tarafları arasındaki potansiyel veya mevcut hukuki ilişkiye bakılarak yapılır. Genellikle, ihbarı yapan taraf davayı kaybederse, ihbar edilene rücu etme ihtimali vardır. Bu durumda, ihbar edilenin, ihbar eden tarafın davayı kazanmasında, kendisine yöneltilecek bir rücu davasından kurtulma şeklinde açık bir hukuki yararı vardır. Karşı Taraf Yanında Katılma: Evet, mümkündür. HMK m. 63, ihbar edilenin 'mutlaka ihbar eden taraf yanında' katılacağını değil, 'hukuki yararı olan taraf yanında' katılacağını belirtir. Bu, ihbar edilenin, istisnai durumlarda, ihbar eden tarafın değil, karşı tarafın yanında davaya katılabilmesine olanak tanır. Örnek: A, bir taşınmazı B'ye satmış, B de daha sonra aynı taşınmazı C'ye satmıştır. A, B aleyhine tapu iptali ve tescil davası açtığında, B bu davayı, taşınmazı sattığı C'ye ihbar edebilir. Çünkü B davayı kaybederse, C'ye karşı tapuyu devretme borcunu yerine getiremeyecek ve C'nin tazminat talebiyle karşılaşacaktır. Bu durumda C'nin, B'nin davayı kazanmasında hukuki yararı vardır ve B yanında davaya katılabilir. Ancak, şöyle bir senaryo düşünelim: A, B'ye borç vermiş, C de bu borca kefil olmuştur. A, borcun tahsili için sadece asıl borçlu B'ye dava açtığında, B davayı kefil C'ye ihbar eder. Eğer kefil C, asıl borcun aslında muvazaalı (danışıklı) olduğunu ve asıl amacın kendisinden haksız yere para almak olduğunu düşünüyorsa, asıl borçlu B'nin davayı kaybetmesinde hukuki yararı olabilir. Çünkü asıl borç geçersiz sayılırsa, kefalet borcu da sona erecektir (fer'ilik ilkesi). Bu durumda C, B'nin değil, davanın reddini savunan B'nin karşısındaki A'nın yanında değil ama B'nin iddialarına karşı çıkarak, davanın temelden reddedilmesini talep edebilir. Pratikte bu durum nadir olsa da, kanun metni teorik olarak buna izin vermektedir. Önemli olan, kimin yanında katılırsa katılsın, o tarafın davayı kazanmasının kendi hukuki durumuna olumlu bir etki yapmasıdır.