5320 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun'un yürürlükten kaldırılıp, bu konunun 5271 sayılı CMK'nın 141-144. maddelerinde yeniden düzenlenmesinin, tazminat talep edilebilecek koruma tedbirlerinin kapsamı açısından getirdiği en önemli değişiklik nedir?
Bu düzenlemenin getirdiği en önemli değişiklik, tazminat talep edilebilecek koruma tedbirlerinin kapsamının 'genişletilmesi'dir. 466 sayılı eski Kanun, adından da anlaşılacağı gibi, sadece 'kanun dışı yakalanan veya tutuklanan' kimselere tazminat hakkı tanıyordu. Yani, tazminat hakkı yalnızca 'yakalama' ve 'tutuklama' koruma tedbirleriyle sınırlıydı. 5271 sayılı CMK'nın 141. maddesi ise, bu kapsamı önemli ölçüde genişleterek, yakalama ve tutuklamanın yanı sıra, sonucunda haksız olduğu anlaşılan diğer koruma tedbirlerini de tazminat kapsamına almıştır. CMK m. 141/1'e göre tazminat talep edilebilecek yeni haller şunlardır: d) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilenler. (Bu, 466 s. Kanun'da da vardı). f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük süresinden fazla olanlar. (Bu da vardı). Ancak yeni eklenen ve kapsamı genişleten en önemli fıkralar şunlardır: e) Kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayanlar. g) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde haksız yere 'elkonulan' veya elkonulan eşyası korunamayanlar. h) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayanlar. ı) Yakalanan veya tutuklanan yakınlarına, yakalandığı veya tutuklandığı bildirilerek haber verilmeyenler. j) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilenler. Görüldüğü gibi, CMK, sadece yakalama ve tutuklamayı değil; 'elkoyma' ve 'arama' gibi diğer koruma tedbirlerini ve bu tedbirlerin uygulanmasındaki usulsüzlükleri de tazminat sebebi olarak kabul etmiştir. Özellikle haksız 'elkoyma' nedeniyle tazminat talep etme hakkı, 466 sayılı Kanun'da olmayan, tamamen yeni ve önemli bir güvencedir.