TCK m. 188'de düzenlenen uyuşturucu madde ticareti suçunda, maddenin 4. fıkrasında öngörülen ceza artırım sebebi olan 'suçun okul, yurt, hastane gibi yerlere iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi'nin ardındaki kanuni ve kriminolojik mantığı açıklayınız. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için failin bu mekanların varlığından haberdar olması (kastı) gerekir mi?
Bu nitelikli halin ardındaki kanuni ve kriminolojik mantık, toplumun en savunmasız kesimlerini ve kamu sağlığı açısından hassas alanları uyuşturucunun zararlı etkilerinden özel olarak korumaktır. Gerekçeleri şunlardır: 1) Gençlerin ve Çocukların Korunması: Okul ve yurt çevreleri, gençlerin ve çocukların yoğun olarak bulunduğu, uyuşturucuya başlama riski açısından en hassas bölgelerdir. Kanun koyucu, uyuşturucu satıcılarının bu potansiyel hedef kitleye ulaşmasını zorlaştırmak ve bu bölgelerde uyuşturucu ticaretine karşı caydırıcılığı artırmak istemiştir. 2) Tedavi ve İyileştirme Süreçlerinin Korunması: Hastane gibi tedavi mekanları, uyuşturucu bağımlılarının da tedavi gördüğü, sağlıklarını yeniden kazanmaya çalıştıkları yerlerdir. Bu çevrelerde uyuşturucu satışı yapılması, tedavi süreçlerini sabote etme ve hastaları yeniden uyuşturucuya yöneltme riski taşır. 3) Kamusal Alanların Güvenliği: Kışla gibi askeri alanlar ile ibadethaneler gibi sosyal ve manevi toplanma alanlarının çevresinde suç işlenmesi, bu mekanların saygınlığına ve kamusal güvenliğe yönelik daha ağır bir tehdit olarak algılanmıştır. Failin Kastı: Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, failin eylemini gerçekleştirdiği yerin, kanunda sayılan bu hassas mekanlardan birine 200 metreden daha yakın olduğunu 'bilmesi' ve bu şekilde hareket etmeyi 'istemesi' gerekir. Yani, failin bu nitelikli hal açısından da 'kasten' hareket etmesi zorunludur. TCK'da kural, suçun unsurlarına ilişkin kastın varlığıdır. Eğer fail, eylemini gerçekleştirdiği yerin bir okulun veya hastanenin yakınında olduğundan habersiz ise ve bu konuda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse, bu nitelikli halden sorumlu tutulamaz. Ancak, failin bu durumu bilmemesi hayatın olağan akışına aykırı ise (örneğin, büyük bir hastanenin hemen karşısındaki bir parkta satış yapıyorsa), bildiği varsayılabilir. İspat yükü iddia makamındadır.