Ceza Muhakemesinde 'sanığın yokluğunda duruşma yapılması' kuralının istisnalarını (CMK m. 193, 195, 196) ve bu istisnaların 'yüzyüzelik' ve 'doğrudan doğruyalık' ilkeleriyle olan ilişkisini değerlendiriniz.
Ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'yüzyüzelik' ve 'doğrudan doğruyalık', kural olarak sanığın duruşmada hazır bulunmasını gerektirir (CMK m. 193/1). Ancak kanun, usul ekonomisi ve yargılamanın sürüncemede kalmasını önlemek amacıyla bu kurala bazı istisnalar getirmiştir: 1) Mahkumiyet Dışında Bir Karar Verilecek Haller (CMK m. 193/2): Sanık hakkında durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilecekse, sorgusu yapılmamış olsa bile yokluğunda karar verilebilir. Çünkü bu kararlar sanığın aleyhine bir sonuç doğurmaz. 2) Sadece Adli Para Cezası veya Müsadereyi Gerektiren Suçlar (CMK m. 195): Suç, yalnızca veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektiriyorsa, sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu, suçun hafifliğine dayalı bir istisnadır. 3) Sanığın Duruşmadan Vareste Tutulması (Bağışık Tutulma) (CMK m. 196): Sanık, sorgusu yapıldıktan sonra, mahkemenin izniyle veya kendisi talep ederek duruşmada hazır bulunmaktan vareste (bağışık) tutulabilir. Bu durumda sanık, kendi iradesiyle hakkından feragat etmiş olur. 4) Sorgunun İstinabe Yoluyla Yapılması (CMK m. 196/2): Sanığın sorgusu, istinabe (talimat) yoluyla bulunduğu yer mahkemesinde yapılabilir. Ancak alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda bu yol kapalıdır; sanığın mutlaka duruşmada bizzat veya SEGBİS ile hazır edilmesi gerekir. İlkelerle İlişkisi: Bu istisnalar, yüzyüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkelerine birer sınırlama getirir. Mahkeme, sanıkla doğrudan temas kurmadan, onun beyanlarını ve tavırlarını bizzat gözlemlemeden karar vermiş olur. Ancak bu sınırlamalar, adil yargılanma hakkının özünü zedelemeyecek şekilde dar tutulmuştur. Sanığın vareste tutulması kendi rızasına dayanırken, diğer istisnalar ya suçun hafifliğine ya da verilecek kararın sanık aleyhine olmamasına bağlanmıştır. Ayrıca, sanığın yokluğunda dahi müdafiinin duruşmada hazır bulunarak savunma yapması, bu ilkelerin zedelenmesini bir ölçüde telafi eden önemli bir güvencedir.