Yanlış göz ameliyatı nedeniyle açılan bir tazminat davasında, zararın ve illiyet bağının tespiti için başvurulan Adli Tıp Kurumu raporunun, davaya bakan hukuk mahkemesi (Tüketici veya Asliye Hukuk) açısından bağlayıcılığı ne düzeydedir? Hakim, Adli Tıp Kurumu raporunun aksine karar verebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169117

Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu, tıbbi hata (malpraktis) davalarında, özellikle de hekimin eyleminin tıp biliminin standartlarına uygun olup olmadığı (kusur), yapılan eylem ile ortaya çıkan zarar arasındaki nedensellik (illiyet) bağının tespiti gibi teknik konularda başvurulan çok önemli bir 'bilirkişi raporu'dur. Ancak, HMK m. 282 uyarınca, 'Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.' Bu ilke gereğince, ATK raporu da dahil olmak üzere hiçbir bilirkişi raporu, hakimi bağlayıcı nitelikte değildir. Hakim, raporun aksine karar verebilir. Ancak hakimin bu yetkisi sınırsız değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, hakim, özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konuda, ATK gibi uzman ve resmi bir kurumun raporundan ayrılacaksa, bu ayrılmanın gerekçesini kararında somut, bilimsel ve mantıksal olarak açıklamak zorundadır. Sadece 'raporun kanaatime uygun olmadığı' gibi soyut bir gerekçe yeterli değildir. Hakim, rapordaki çelişkileri, varsayımlara dayalı sonuçları veya dosyadaki diğer delillerle (tanık beyanları, diğer tıbbi belgeler, başka uzman görüşleri vb.) uyuşmayan yönlerini ortaya koyarak, raporu neden yetersiz veya hatalı bulduğunu gerekçelendirmelidir. Eğer hakim raporu yetersiz veya çelişkili bulursa, aynı kurumdan ek rapor isteyebilir, farklı bir uzmanlık dairesinden (örneğin ATK Genel Kurulu'ndan) görüş alabilir veya üniversitelerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verebilir. Sonuç olarak, ATK raporu hakimi bağlamaz, ancak hakim bu rapordan ayrılacaksa, bu kararını çok güçlü ve somut gerekçelere dayandırmakla yükümlüdür.