CMK m. 231/12 uyarınca HAGB kararına karşı gidilebilecek kanun yolu 'itiraz'dır. Bu itiraz üzerine merciin (Ağır Ceza Mahkemesi) yapacağı incelemenin kapsamı nedir? Merci, HAGB kararının esasına (delil değerlendirmesi, suçun sübutu) girebilir mi, yoksa sadece HAGB'nin usuli şartları yönünden mi bir denetim yapar?
HAGB kararına karşı yapılan itirazda, merciin (genellikle Asliye Ceza Mahkemesi kararlarına karşı Ağır Ceza Mahkemesi) yapacağı incelemenin kapsamı, Yargıtay içtihatları ile şekillenmiş ve zaman içinde değişiklik göstermiş önemli bir konudur. Mevcut ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, itiraz merciinin incelemesi, HAGB kararının 'usuli şartlarının' oluşup oluşmadığı ile sınırlıdır. Merci, davanın esasına girerek delil değerlendirmesi, suçun sübutu, suç vasfının doğru belirlenip belirlenmediği gibi hususları inceleyemez. Çünkü 'itiraz' kanun yolu, kural olarak hem maddi hem de hukuki yönden bir denetim öngören 'istinaf' veya 'temyiz' gibi bir kanun yolu değildir. İtiraz incelemesi daha sınırlı bir denetimdir. Merciin denetleyeceği usuli şartlar şunlardır: a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunup bulunmadığı. b) Hükmolunan cezanın 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olup olmadığı. c) Suçun, Anayasa m. 174'te koruma altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlardan veya HAGB'nin uygulanamayacağı özel olarak belirtilen suçlardan (örneğin, 6222 s. Kanun'daki bazı suçlar) olup olmadığı. d) Mağdurun veya kamunun somut bir zararı varsa, bu zararın giderilip giderilmediği. e) Sanığın HAGB'nin uygulanmasını kabul edip etmediği. f) Sanığın tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkemede bir kanaat oluşup oluşmadığına dair bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı (bu kanaatin içeriği değil, böyle bir değerlendirmenin varlığı denetlenir). Eğer merci, bu usuli şartlardan birinin bulunmadığını tespit ederse, itirazı kabul ederek kararı kaldırır ve dosyayı, gerekli kararı vermesi için ilk derece mahkemesine geri gönderir. Esasa ilişkin bir denetim yapamaz. Bu durum, HAGB kararlarının maddi ve hukuki denetimden büyük ölçüde yoksun kalması eleştirisine yol açmaktadır.