HMK m. 64, kendisine dava ihbar edilen kişinin davaya katılmaması halinde, asıl davada verilen hükmün ona 'etki' edeceğini belirtir. Bu 'etkinin' kapsamı nedir? İhbar edilen kişinin, aleyhine açılan rücu davasında hangi savunmaları yapması engellenmiş olur?
HMK m. 64'ün, m. 69/2'ye atıfla düzenlediği 'ihbarın etkisi', kendisine usulüne uygun olarak dava ihbar edilen ancak davaya fer'i müdahil olarak katılmayan üçüncü kişinin, daha sonra ihbar eden tarafından kendisine karşı açılan rücu davasındaki savunma imkanlarını kısıtlayan önemli bir usul hukuku müessesesidir. Etkinin Kapsamı: Bu etki, maddi anlamda bir 'kesin hüküm' etkisi değildir. Yani, asıl davadaki karar, rücu davasında doğrudan uygulanmaz. Etki, daha çok bir 'savunma yasağı' veya 'bağlayıcılık' niteliğindedir. Buna göre, ihbar edilen kişi, rücu davasında, asıl davadaki 'maddi vakıaların' tespitinin yanlış olduğunu veya asıl davada uygulanan 'hukuk kurallarının' hatalı olduğunu ileri süremez. Engellenen Savunmalar: İhbar edilen kişi, rücu davasında şu tür savunmaları yapmaktan men edilir: a) 'Asıl davada karar yanlış verildi, aslında o dava kazanılabilirdi.' b) 'İhbar eden taraf, davayı iyi savunamadı, gerekli delilleri sunmadı.' c) 'Asıl davadaki bilirkişi raporu hatalıydı.' d) 'Mahkeme, kanunu yanlış yorumladı.' Kısacası, asıl davanın sonucunun 'hatalı' olduğuna yönelik savunmaların önü kesilir. Asıl davanın sonucu, rücu davası için bir 'veri' olarak kabul edilir. Yapılabilecek Savunmalar: İhbar edilen kişi, bu etkiye rağmen bazı savunmaları yapmaya devam edebilir: a) İhbarın usulsüz yapıldığı veya süresinde yapılmadığı iddiası. b) Asıl davadaki sonucun, ihbar edenin 'ağır kusuru' veya 'hilesi' nedeniyle ortaya çıktığı iddiası. c) Kendisi ile ihbar eden arasında bir rücu ilişkisinin hiç bulunmadığı iddiası. d) Rücu alacağının zamanaşımına uğradığı iddiası. Bu etki, ihbar edilen kişiyi, potansiyel bir rücu davasında sonucunu etkileyebileceği bir davaya kayıtsız kalmaktan caydırmayı ve davaya katılarak kendi menfaatlerini korumaya teşvik etmeyi amaçlar.