6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 62. maddesi, haksız fiillerden doğan müteselsil sorumlulukta iç ilişki (rücu) paylarının belirlenmesinde hakime hangi kriterleri dikkate alma yetkisi vermiştir? Bu kriterlerin, müteselsil borçlulukta genel kural olan 'eşit pay' karinesinden (TBK m. 166) farkını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169113

Müteselsil borçlulukta iç ilişkiye dair genel kural, TBK m. 166/1'de belirtildiği gibi, 'aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her birinin, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu' olmasıdır. Bu bir 'eşit pay' karinesidir. Ancak, haksız fiillerden kaynaklanan müteselsil sorumlulukta, TBK m. 62 daha özel ve esnek bir düzenleme getirmiştir. Bu maddeye göre hakim, rücu paylarını belirlerken 'bütün durum ve koşulları, özellikle de her birinin kusurunun ağırlığını ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğunu' göz önünde bulundurur. Bu, genel kural olan eşit pay karinesinden önemli bir sapmadır ve hakime geniş bir takdir yetkisi tanır. Dikkate Alınacak Kriterler: 1) Kusurun Ağırlığı: Bu en temel kriterdir. Hakim, her bir müteselsil sorumlu failin kusur derecesini (kast, ağır ihmal, hafif ihmal) tespit eder. Daha ağır kusurlu olan failin, iç ilişkide daha yüksek bir payla sorumlu olmasına karar verilir. Örneğin, bir trafik kazasında %70 kusurlu olan sürücü ile %30 kusurlu olan diğer sürücü, zarar görene karşı zararın tamamından müteselsilen sorumlu olsalar da, iç ilişkide zararı %70-%30 oranında paylaşırlar. 2) Yaratılan Tehlikenin Yoğunluğu: Bu kriter, özellikle kusursuz sorumluluk hallerinin de işin içinde olduğu durumlarda veya faillerden birinin eyleminin objektif olarak daha tehlikeli olduğu durumlarda önem kazanır. Örneğin, tehlikeli bir madde taşıyan bir kamyonun sürücüsü ile normal bir otomobil sürücüsünün karıştığı bir kazada, kamyon sürücüsünün yarattığı tehlikenin yoğunluğu, kusur oranıyla birlikte payların belirlenmesinde dikkate alınabilir. Farkı: Temel fark, TBK m. 166'nın bir karineye (eşit pay) dayanması, TBK m. 62'nin ise hakime somut olayın özelliklerine göre 'hakkaniyete uygun' bir paylaştırma yapma yetkisi vermesidir. Haksız fiillerin çeşitliliği ve karmaşıklığı, katı bir eşit pay kuralı yerine, her bir failin sorumluluğa olan katkısını ayrı ayrı değerlendiren esnek bir modele gidilmesini gerektirmiştir.