7499 sayılı Kanunla değişik TMK m. 407, kesinleşmiş hapis cezasını çeken bir erginin 'isteği üzerine kısıtlanmasını veya kendisine kayyım atanmasını' öngörmektedir. 'Kısıtlama (vesayet)' ile 'kayyımlık' arasındaki temel farklar nelerdir ve bir hükümlünün hangi durumda hangisini talep etmesi daha menfaatine olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169106

Kısıtlama (vesayet) ve kayyımlık, her ikisi de bir kişiyi korumayı amaçlayan hukuki kurumlar olmasına rağmen, ehliyet üzerindeki etkileri ve kapsamları bakımından aralarında temel farklar vardır: 1) Kısıtlama (Vesayet): Vesayet, daha kapsamlı ve ağır bir koruma tedbiridir. Kısıtlama altına alınan kişi, 'tam ehliyetsiz' veya 'sınırlı ehliyetsiz' statüsüne girer. Kendisine bir 'vasi' atanır. Kısıtlı, kural olarak vasinin rızası olmadan borç altına giremez, önemli malvarlığı işlemlerini (taşınmaz satışı, bağışlama vb.) tek başına yapamaz; bu işlemler için vasinin rızası ve ek olarak vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesi) ve denetim makamının (asliye hukuk mahkemesi) izni gerekebilir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını (evlenme gibi) kullanırken dahi vasinin rızası aranabilir. Kısacası vesayet, kişinin fiil ehliyetini genel olarak sınırlar. 2) Kayyımlık: Kayyımlık, daha hafif ve belirli işlerle sınırlı bir koruma tedbiridir. Kayyım atanan kişinin fiil ehliyeti kısıtlanmaz, kişi 'tam ehliyetli' kalmaya devam eder. Kendisine bir 'kayyım' atanır. Kayyım, sadece kanunda belirtilen veya mahkemenin kararında gösterilen 'belirli işleri' görmek veya kişinin 'malvarlığını yönetmek' için atanır. Kişi, kayyımın görev alanına girmeyen tüm hukuki işlemleri tek başına ve serbestçe yapabilir. Hangi Durumda Hangisi Tercih Edilebilir? Bir hükümlünün, cezaevindeyken dışarıdaki malvarlığını (kira toplama, şirket yönetimi, davaların takibi vb.) yönetmesi fiilen zorlaşabilir. Eğer hükümlü, malvarlığının genel olarak yönetilmesi ve tüm işlerinin görülmesi için kapsamlı bir temsile ihtiyaç duyuyorsa ve bu konuda kendisine yardımcı olacak başka bir vekili yoksa, 'vesayet altına alınmayı' isteyebilir. Ancak, sadece belirli bir işin (örneğin, acil bir taşınmaz satışının yapılması, belirli bir davanın takibi gibi) görülmesi gerekiyorsa, fiil ehliyetini genel olarak kaybetmemek için sadece o iş için 'kayyım atanmasını' talep etmesi daha menfaatine olacaktır. Kayyımlık, kişinin özerkliğine daha az müdahale eden, daha ölçülü bir tedbirdir.