Bir TSK subayının, 926 sayılı Kanun m. 112 uyarınca, yabancı uyruklu bir kişiyle evlenmesi ve bu evliliğin Milli Savunma Bakanlığınca uygun görülmemesi halinde 'istifa etmiş sayılmasının' hukuki sonuçları nelerdir? Bu durumdaki bir personelin, yurt dışı eğitim masrafları açısından tazminat sorumluluğu nasıl bir özellik arz eder?
Yabancı uyruklu biriyle evlenen ve bu evliliği MSB tarafından uygun görülmeyen bir subay veya astsubay, 926 sayılı Kanun m. 112/3-a uyarınca 'istifa etmiş sayılır'. Bu, kişinin kendi iradesiyle istifa etmediği, ancak kanunun belirli bir durumu istifa ile eşdeğer saydığı bir hukuki sonuçtur. Bu durumun temel sonuçları şunlardır: 1) TSK ile İlişiğin Kesilmesi: Personelin subaylık/astsubaylık statüsü sona erer ve TSK'dan ilişiği kesilir. 2) Tazminat Yükümlülüğü: Eğer personel 15 yıllık mecburi hizmet süresini tamamlamamışsa, kanunun 5. fıkrası uyarınca, kendisi için yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını, yükümlülüğünün eksik kalan kısmıyla orantılı olarak kanuni faiziyle birlikte ödemekle yükümlü olur. Bu genel kuraldır. Özel Durum - Yurt Dışı Eğitim Masrafları: Kanunun 4. fıkrası bu durum için özel ve daha ağır bir tazminat sorumluluğu öngörür. Eğer 'istifa etmiş sayılan' bu personel, daha önce 'Yabancı memleketlere öğrenim, staj, kurs, ihtisas veya görgü ve bilgilerini artırmak amacıyla gitmiş' ise, 5. fıkradaki genel tazminata ek olarak, yurt dışında bulunduğu süre içerisinde aldığı aylık ve Devletçe yapılan diğer masrafların 'dört katını' ayrıca tazminat olarak öder. Bu dört katlık tazminat, caydırıcılığı yüksek, cezai nitelikte bir yaptırımdır ve personelin yurt dışı görevi nedeniyle edindiği bilgi ve tecrübenin kamuya hizmet olarak dönmemesinin bir karşılığı olarak öngörülmüştür. Dolayısıyla, bu durumdaki bir personelin tazminat yükümlülüğü iki kısımdan oluşur: yurt içi eğitim masrafları (eksik hizmet süresiyle orantılı) ve yurt dışı masraflarının dört katı.