Danıştay 2. Dairesi'nin E:2018/1920, K:2020/3299 sayılı kararında, daire başkanlığı görevinden alınıp 'araştırmacı' kadrosuna atanan davacının davasının reddine karar verilmiştir. Bu kararın, aynı Dairenin E:2021/15416, K:2021/2842 sayılı ve daire başkanının memur kadrosuna atanmasını iptal eden kararı ile nasıl bir tezat oluşturduğunu ve bu tür farklı sonuçların idari yargı denetiminde hangi faktörlere bağlı olabileceğini tartışınız.
Bu iki karar, ilk bakışta birbiriyle çelişkili görünmektedir ve idari yargının takdir yetkisi denetimindeki hassas dengeyi göstermektedir. DİDDK E:2021/1027 ve Danıştay 2. D. E:2018/1920 sayılı kararlarda, idarenin atama yetkisinin genişliğine ve işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğunun davacı tarafından somut olarak kanıtlanması gerektiği yaklaşımına ağırlık verilmiş ve davalar reddedilmiştir. Buna karşılık, Danıştay 2. D. E:2021/14132 ve E:2021/15416 sayılı kararlarda ise, idarenin bu atamayı gerektiren 'somut bir tespit' veya 'başarısızlık/yetersizlik' gibi nesnel bir gerekçe sunamaması, işlemin iptali için yeterli görülmüştür. Bu farklı sonuçların olası nedenleri şunlardır: 1) Dosya İçeriğindeki Somut Farklılıklar: Her ne kadar benzer görevden almalar olsa da, her davanın kendi somut koşulları farklıdır. Örneğin, reddedilen davada, davacının idarecilik performansı hakkında (disiplin cezası olmasa bile) olumsuz bir inceleme raporu veya hizmette verimsizliğe yol açtığına dair idare tarafından sunulan başka somut veriler olabilir. İptal edilen davada ise idarenin savunması tamamen soyut kalmış ve hiçbir somut gerekçe sunulmamış olabilir. 2) İspat Külfetinin Değerlendirilmesi: Yargı yeri, bazı durumlarda ispat külfetini daha çok davacıya yükleyerek 'idarenin takdir yetkisi karinedir' yaklaşımını benimseyebilir. Bazı durumlarda ise, özellikle bir üst görevden alt göreve atamada, 'gerekçe gösterme yükümlülüğünün' idarede olduğu ve idarenin bu yükümlülüğü yerine getirip getirmediğini daha sıkı denetleyebilir. 3) Yargısal Yaklaşım Farklılıkları: Aynı daire içinde dahi, zamanla veya heyeti oluşturan üyelerin değişmesiyle, takdir yetkisinin denetimine ilişkin yargısal felsefede ve içtihatta nüans farklılıkları veya değişimler yaşanabilir. 4) Atanılan Kadronun Niteliği: Bir daire başkanının 'uzman' veya 'araştırmacı' gibi kariyer ve uzmanlık gerektiren bir kadroya atanması ile doğrudan 'memur' gibi daha alt ve genel bir kadroya atanması arasında, kariyer ve liyakat ilkeleri açısından bir fark olabilir ve bu durum mahkemenin değerlendirmesini etkileyebilir.