Klinik araştırmalarda 'zararsızlık (zarar vermeme)' ilkesi ile 'adalet' ilkesi arasındaki ilişkiyi, risk/yarar analizi ve denek seçimi süreçleri üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169087

Zararsızlık ve adalet ilkeleri, klinik araştırmaların etik temelini oluşturan ve birbiriyle sıkı ilişki içinde olan iki prensiptir. 1) Zararsızlık (Primum non nocere - Önce zarar verme) İlkesi: Bu ilke, tıp etiğinin en temel kuralıdır. Klinik araştırmalar bağlamında, araştırmadan kaynaklanabilecek potansiyel risklerin en aza indirilmesini ve gönüllünün sağlığını koruyacak tüm tedbirlerin alınmasını gerektirir. Bu ilkenin en önemli yansıması, 'risk/yarar analizi'dir. Bir araştırma, ancak beklenen potansiyel faydanın (hem bireysel hem toplumsal) öngörülen risklerden daha büyük olması durumunda etik olarak kabul edilebilir. Araştırmacı, gönüllüye zarar vermemekle kalmayıp, onu olası zararlardan koruma yönünde pozitif bir yükümlülük altındadır. 2) Adalet İlkesi: Bu ilke, klinik araştırmanın yüklerinin (riskler, zahmetler) ve faydalarının toplum içinde adil bir şekilde dağıtılmasıyla ilgilidir. İki temel soruyu gündeme getirir: 'Araştırmaya kimler katılmalı?' ve 'Araştırmanın sonuçlarından kimler faydalanacak?'. Adalet ilkesi, araştırmanın risklerinin, sırf kolay ulaşılabilir oldukları veya daha az pazarlık gücüne sahip oldukları için belirli bir savunmasız gruba (yoksullar, mahkumlar, etnik azınlıklar vb.) yüklenmesini yasaklar. Denek seçimi, bilimsel gerekliliklere göre ve adil bir şekilde yapılmalıdır. Aynı şekilde, araştırmanın sonucunda ortaya çıkan faydalı bir tedavi veya ilacın, sadece belirli ayrıcalıklı gruplara değil, ihtiyacı olan herkese ulaşılabilir olması da adalet ilkesinin bir gereğidir. İlişkileri: Bu iki ilke, denek seçiminde kesişir. Adalet ilkesi, zararsızlık ilkesinin gerektirdiği risklerin, toplumun belirli kesimlerine haksızca yükletilmesini engeller. Yani, risk/yarar analizi yapılırken, bu risklerin kimler tarafından üstlenileceğinin de adil bir şekilde belirlenmesi gerekir. Tarihteki Nazi deneyleri gibi olaylar, hem zararsızlık hem de adalet ilkelerinin en ağır şekilde ihlal edildiği örneklerdir.