İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 50/1'e göre, Danıştay'ın 'onama' kararının tebliğ usulü ile 'bozma' kararının tebliğ usulü arasındaki farkı açıklayınız. Bu farklılığın pratik sebebi nedir?
İYUK m. 50/1, temyizen verilen kararlar üzerine yapılacak işlemleri düzenlerken, kararın türüne göre farklı bir tebligat prosedürü öngörmüştür: 1) Bozma Kararı veya Bölge İdare Mahkemesi Kararının Onanması: Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar (bozma veya onama fark etmeksizin), kural olarak dosyayla birlikte 'kararı veren bölge idare mahkemesine veya Danıştay dava dairesine' gönderilir. Kararın taraflara tebliği bu mahkemeler tarafından yapılır. Bu, genel kuraldır. 2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Onanması (İstisnai Kural): Maddenin ikinci cümlesi önemli bir istisna getirir: 'Ancak, Danıştay ilgili dairesinin onamaya ilişkin kararları, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge idare mahkemesine gönderilir.' Bu durumda, onama kararı ve dosya doğrudan ilk derece mahkemesine gider ve kararı taraflara ilk derece mahkemesi tebliğ eder. Pratik Sebep: Bu farklılığın sebebi, yargılamanın seyri ve dosyanın akıbetiyle ilgilidir. Bir karar bozulduğunda veya bölge idare mahkemesi kararı onandığında, dosyanın hukuki süreci henüz tam olarak bitmemiş olabilir (bozmaya uyma/ısrar gibi). Bu nedenle dosya, bir önceki karar merciine geri gönderilir. Ancak, Danıştay bir ilk derece mahkemesi kararını onadığında (bu durum genellikle istinaf kanun yolu atlanarak doğrudan temyize gelinen davalarda veya eski usulde mümkündür) veya bir bölge idare mahkemesi kararını onadığında, o karar artık kesinleşmiş ve icra edilebilir hale gelmiştir. Kararın icrası ve infazı (örneğin yargılama giderlerinin tahsili, hükmün yerine getirilmesi) ilk derece mahkemesinin görevidir. Dosyanın ve onama kararının doğrudan ilk derece mahkemesine gönderilmesi, bu infaz işlemlerinin hızlandırılması ve pratikliğin sağlanması amacını taşır. Bölge idare mahkemesine ise sadece karardan bilgi sahibi olması için bir örnek gönderilir.