5237 sayılı TCK'nın 'Suçu ve Suçluyu Övme' (m. 215), 'Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama' (m. 216) ve 'Kanunlara Uymamaya Tahrik' (m. 217) suçları, CMK m. 251 kapsamında basit yargılama usulüne tabi midir? Bu suçların niteliği ve kamu düzeniyle olan ilişkisi, duruşmasız yargılanmaları konusunda nasıl bir değerlendirme yapılmasını gerektirir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169083

CMK m. 251'e göre basit yargılama usulünün uygulanabilmesi için suçun adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirmesi ve asliye ceza mahkemesinin görev alanında olması gerekir. TCK m. 215 (Suçu ve Suçluyu Övme): Bu suçun temel halinin cezası 'iki yıla kadar hapis' olduğundan, ceza haddi itibarıyla basit yargılama usulü kapsamındadır. TCK m. 216 (Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama): Bu suçun 1. fıkrasının cezası 'bir yıldan üç yıla kadar hapis' olduğu için üst sınırı iki yılı aştığından basit yargılama usulü uygulanamaz. Ancak 2. ve 3. fıkralarda düzenlenen 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' ve 'halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama' suçlarının cezaları (altı aydan bir yıla kadar ve bir yıla kadar hapis) itibarıyla basit yargılama kapsamına girer. TCK m. 217 (Kanunlara Uymamaya Tahrik): Bu suçun cezası 'altı aydan iki yıla kadar hapis' olduğundan, ceza haddi itibarıyla basit yargılama usulü kapsamındadır. Değerlendirme: Bu suçlar, ifade özgürlüğünün sınırları ve kamu düzeniyle doğrudan ilgili, unsurlarının (aleniyet, kamu barışı için tehlike vb.) tespiti hassas bir hukuki değerlendirme gerektiren suçlardır. CMK m. 251, usulün uygulanmasını mahkemenin takdirine bırakmıştır. Mahkeme, bu tür suçlarda sanığın kastının, eylemin kamu barışı üzerindeki etkisinin ve ifade özgürlüğü sınırlarının daha net anlaşılabilmesi için, dosya üzerinden karar vermenin yetersiz olacağına kanaat getirirse, duruşma açarak genel hükümlere göre yargılama yapmayı tercih edebilir. Özellikle TCK m. 216 gibi hassas suçlarda, maddi gerçeğin ve sanığın kastının tam olarak ortaya çıkarılması için duruşmalı yargılamanın daha güvenceli olacağı ve bu nedenle mahkemelerin takdirlerini bu yönde kullanmalarının adil yargılanma hakkı açısından daha isabetli olacağı savunulabilir.