İYUK m. 20/A uyarınca görülen ivedi yargılama usulünde, Danıştay'ın temyiz incelemesi sonucu verebileceği kararları (bozma, onama, esastan karar verme) genel temyiz usulüyle (İYUK m. 49) karşılaştırınız. Danıştay'ın 'gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verme' yetkisinin bu usuldeki önemini açıklayınız.
İYUK m. 20/A, ivedi yargılama usulünde temyiz incelemesi için genel usulden (İYUK m. 49) farklı ve daha hızlı bir mekanizma öngörmüştür. Aradaki temel fark, Danıştay'ın yetkilerinin genişletilmesidir: 1) Genel Temyiz Usulü (İYUK m. 49): Danıştay, kural olarak kararı onar veya bozar. Bozma kararı verdiğinde, genellikle dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine geri gönderir. Ancak istisnai olarak, küçük maddi hataları düzelterek veya dosya tekemmül etmişse esastan karar verebilir. 2) İvedi Yargılamada Temyiz (İYUK m. 20/A/2-i): Bu usulde Danıştay'ın yetkileri daha geniştir. Danıştay, sadece onama veya bozma ile yetinmez. Kanun açıkça, 'Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir.' demektedir. Bu hüküm, Danıştay'a bir nevi 'ilk derece mahkemesi gibi' hareket etme yetkisi tanır. Eğer Danıştay, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka aykırı bulur ancak dosyayı geri göndermenin zaman kaybına yol açacağını düşünürse, eksik olan keşif, bilirkişi incelemesi gibi tahkikat işlemlerini kendisi tamamlayarak davanın esası hakkında nihai bir karar verebilir. Bu yetkinin önemi, ivedi yargılama usulünün ruhuna uygun olarak, uyuşmazlığın tek bir kanun yolu aşamasında ve süratle kesin olarak sonuçlandırılmasını sağlamaktır. Dosyanın ilk derece mahkemesine gidip gelmesiyle yaşanacak zaman kaybı bu şekilde önlenir. Danıştay'ın dosyayı geri gönderdiği tek istisnai hal, 'ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu' durumlardır. Bu halde, davanın esası henüz incelenmediği için dosya geri gönderilir.