Bir kambiyo senedinin 'bedelsiz' olduğu iddiası hangi tür bir def'idir? Bu definin, senedi düzenleyen (keşideci) tarafından lehtara ve senedi ciro yoluyla devralan iyiniyetli üçüncü kişi hamile karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğini hukuki gerekçeleriyle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169076

Senedin 'bedelsiz' olduğu, yani senedin verilmesine neden olan temel borç ilişkisinin hiç doğmadığı veya geçersiz olduğu iddiası, bir 'nisbi (şahsi) def'i'dir. Bu defi, senedin kendisinin şeklen geçersizliğine değil, alacaklının senede dayanak olan alacağının maddi olarak bulunmadığına ilişkindir ve borçlu ile belirli bir alacaklı arasındaki kişisel ilişkiden kaynaklanır. 1) Lehtara Karşı İleri Sürülmesi: Düzenleyen (keşideci), senedi doğrudan teslim ettiği lehtara karşı, aralarındaki temel ilişkiye dayanarak bedelsizlik def'ini her zaman ileri sürebilir. Örneğin, A, B'ye bir mal satması karşılığında bono vermiş ancak B malı hiç teslim etmemişse, B'nin açacağı bir takipte A, 'senet bedelsizdir' diyerek ödemeden kaçınabilir. Çünkü lehtar, temel ilişkinin tarafıdır ve senedin neden bedelsiz kaldığını bilmektedir. 2) İyiniyetli Üçüncü Kişi Hamile Karşı İleri Sürülmesi: Kambiyo senetlerinin 'soyutluk (mücerretlik)' ve 'tedavül güvenliği' ilkeleri gereğince, bedelsizlik gibi şahsi def'iler, senedi iyiniyetle (temel ilişkideki sakatlığı bilmeden) devralan üçüncü kişi hamillere karşı ileri sürülemez (TTK m. 687). Yukarıdaki örnekte, lehtar B, senedi iyiniyetli C'ye ciro ederse, düzenleyen A, C'ye karşı 'bu senet bedelsizdir' def'ini ileri süremez ve ödeme yapmakla yükümlü olur. A'nın, zararını tazmin etmek için B'ye karşı ayrı bir dava açması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, üçüncü kişi hamilin senedi devralırken 'bilerek borçlunun zararına hareket etmiş' olmasıdır. Yani hamil, bedelsizliği biliyor ve sırf borçlunun savunma hakkını engellemek amacıyla senedi devralıyorsa, kötü niyetli sayılır ve bu durumda bedelsizlik def'i kendisine karşı da ileri sürülebilir.