Danıştay 6. Dairesi'nin E:2022/2454, K:2022/5056 sayılı kararında, ÇED Olumlu kararının 'askıda ilan' yoluyla tebliğinin dava açma süresini başlatması nasıl yorumlanmıştır? Bu yorumun, Anayasa'nın 125. maddesindeki '...idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar' ilkesiyle uyumunu tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169068

Anayasa m. 125, idari davalarda sürenin 'yazılı bildirim' ile başlayacağını amirdir. Bu kural, birel (kişiye özgü) idari işlemler için geçerlidir. Ancak, ÇED kararları gibi belirli bir kişiye değil, projeden etkilenmesi muhtemel geniş bir kitleye (kamuya) yönelik, düzenleyici işlem niteliği de taşıyan veya etki alanı geniş işlemlerde, her bir ilgiliye tek tek yazılı bildirim yapılması pratik olarak imkansızdır. Bu gibi durumlarda, kanun ve yönetmelikler 'ilan' gibi genel tebligat usullerini öngörebilir. İYUK m. 8 de sürenin 'tebliğ, yayın veya ilan' tarihini izleyen günden itibaren başlayacağını belirterek bu duruma olanak tanır. Danıştay'ın ilgili kararında ve yerleşik içtihatlarında, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nde öngörülen 'askıda ilan' usulü, Anayasa'ya uygun bir tebligat yöntemi olarak kabul edilmektedir. Yönetmelik, kararın valilik ve bakanlık tarafından 'askıda ilan ve internet aracılığı ile halka duyurulacağını' emretmektedir. Danıştay, bu duyuru yönteminin, projenin etkilediği çevrede yaşayan ve dava açma menfaati bulunan kişilerin işlemden haberdar olmasını sağlayan yeterli bir 'yazılı bildirim' şekli olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla, askı süresinin bitimini takip eden günden itibaren, ivedi yargılama usulüne tabi olan bu davalar için 30 günlük dava açma süresi işlemeye başlar. Bu yorum, işlemin niteliği gereği birel tebligatın imkansız olduğu durumlarda, kamunun haberdar edilmesini sağlayan ilan yönteminin, anayasal ilkenin amacına uygun bir 'yazılı bildirim' alternatifi olarak kabul edilmesine dayanmaktadır.