Basit yargılama usulüne (HMK m. 316 vd.) tabi bir davada, mahkemenin HMK m. 320/1 uyarınca tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verme yetkisinin sınırları nelerdir? Bu yetkinin kullanılmasının hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) ile nasıl dengelenmesi gerektiğini YHGK'nın 2018/3-899 E., 2018/1726 K. sayılı kararının bozma gerekçeleri ışığında tartışınız.
HMK m. 320/1, 'Mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.' diyerek basit yargılama usulünde dosya üzerinden karar verme imkanı tanımıştır. Ancak bu yetki sınırsız değildir. YHGK'nın ilgili kararının ilk bozma gerekçelerinde de vurgulandığı gibi, bu yetkinin uygulama alanı dar bir çerçeve ile sınırlıdır ve hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) ile dengelenmek zorundadır. Yetkinin Sınırları: 1) 'Mümkün olan haller'le sınırlıdır: Bu ifade, genellikle davanın esasına girilmesini gerektirmeyen durumları kapsar. Örneğin, davanın esasına girmeden dava şartı yokluğu (kesin hüküm, derdestlik vb.) veya ilk itirazlar (yetki, tahkim itirazı) nedeniyle karar verilebilecek haller böyledir. 2) Ön İnceleme Aşamasıyla İlgilidir: Dosya üzerinden karar verme, özellikle ön inceleme aşamasında (HMK m. 137 vd.) gündeme gelir. Eğer dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra, dava şartları ve ilk itirazlar yönünden bir eksiklik yoksa ve uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekiyorsa, kural olarak tahkikat için duruşma açılmalıdır. Dengeleme: Mahkeme, davanın esasına girerek (örneğin nafakanın kaldırılması davasında davalının yoksulluğunun ortadan kalkıp kalkmadığını değerlendirerek) bir karar verecekse, tarafların delillerini sunma, iddia ve savunmalarını sözlü olarak açıklama ve delilleri tartışma imkanı bulmaları gerekir. Bu da ancak duruşma ile mümkündür. Tarafları hiç dinlemeden, onlara delillerini ve beyanlarını sunma imkanı tanımadan, dosyadaki belgelere göre esastan bir karar verilmesi, hukuki dinlenilme hakkının ve onun bir parçası olan 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlali anlamına gelir. YHGK da kararında, mahkemenin ön inceleme duruşması yapmadan, tarafları davet etmeden doğrudan davanın esasına yönelik karar vermesini bu nedenle hukuka aykırı bulmuştur. Sonuç olarak, HMK m. 320/1'deki yetki, davanın esasına girilmesini gerektirmeyen usuli meselelerle sınırlı olarak yorumlanmalı, davanın esası hakkında bir karar verilecekse mutlaka duruşma açılarak tarafların hukuki dinlenilme hakkı güvence altına alınmalıdır.