Bir sağlık mesleği mensubunun (örneğin özel bir hastanede çalışan doktor), görevi sırasında karşılaştığı ve bir suçun işlendiğine dair belirti taşıyan bir durumu (örneğin darp sonucu yaralanma) yetkili makamlara bildirmemesi halinde, eylemi TCK m. 278, 279 ve 280'den hangisi kapsamında değerlendirilir? Bu maddeler arasındaki öncelik-sonralık (subsidiarite) ilişkisini açıklayınız.
Bu durumda, eylem TCK m. 280'de düzenlenen 'Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi' suçu kapsamında değerlendirilir. TCK'daki bu üç madde, suçu bildirmeme fiili için genel, özel ve daha özel normlar içermektedir ve aralarında bir öncelik-sonralık (subsidiarite) ilişkisi vardır: 1) TCK m. 278 (Genel Norm): Herhangi bir kişinin, işlenmekte olan veya sonuçları sınırlandırılabilecek bir suçu bildirmemesini düzenleyen temel ve genel hükümdür. Failin herhangi bir özel sıfat taşıması gerekmez. 2) TCK m. 279 (Özel Norm): Failin bir 'kamu görevlisi' olmasını ve suçu 'göreviyle bağlantılı olarak' öğrenmesini gerektiren nitelikli (daha ağır cezalı) bir haldir. Kamu görevlisi, görevi nedeniyle öğrendiği bir suçu bildirmezse, genel norm olan m. 278 değil, özel norm olan m. 279 uygulanır. Devlet hastanesinde çalışan bir doktor bu kapsama girer. 3) TCK m. 280 (Daha Özel Norm): Failin bir 'sağlık mesleği mensubu' olmasını ve suça ilişkin belirtiyle 'görevini yaptığı sırada' karşılaşmasını gerektiren daha da özel bir normdur. Bu madde, özellikle özel sağlık kuruluşlarında çalışan ve kamu görevlisi sayılmayan sağlık personelini (doktor, hemşire, ebe vb.) hedef alır. Özel hastanede çalışan bir doktorun durumu bu maddeye uyar. Dolayısıyla, olaydaki failin sıfatına göre özel hüküm, genel hükmü dışlar (lex specialis derogat legi generali). Özel bir hastanede çalışan doktor kamu görevlisi olmadığı için m. 279 uygulanamaz. Sağlık mesleği mensubu olduğu ve suçu görevi sırasında öğrendiği için, genel norm olan m. 278 yerine, kendisi için özel olarak düzenlenmiş olan m. 280 uygulanır.