Bir daire başkanının, 657 sayılı Kanun'un 76. maddesine dayanılarak görevinden alınıp 'uzman' veya 'araştırmacı' kadrosuna atanması işleminin hukuka uygunluğunu denetleyen Danıştay Dava Daireleri Kurulu ile Danıştay 2. Dairesi'nin kararları (örneğin DDK E:2021/1027, K:2021/2261 ve 2. D. E:2021/15416, K:2021/2842) arasında nasıl bir farklı yaklaşım gözlemlenmektedir? Bu farklılığın nedeni ne olabilir?
Danıştay'ın farklı daireleri ve kurulları arasında, benzer olaylarda idarenin takdir yetkisinin denetimi konusunda zaman zaman farklı yaklaşımlar gözlemlenebilmektedir. Sunulan kararlar bu farklılığı yansıtmaktadır: 1) Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (DİDDK) Kararı (E:2021/1027): Bu kararda, idarenin DMK m. 76'dan kaynaklanan takdir yetkisinin genişliğine vurgu yapılmış ve 'idarenin mevzuat uyarınca sahip olduğu takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullandığına dair hukuken geçerli herhangi bir bilgi belgenin de bulunmadığı' gerekçesiyle, daire başkanının uzman olarak atanması işlemi hukuka uygun bulunmuştur. Bu yaklaşım, idarenin takdir yetkisine daha geniş bir alan tanır ve iptal için davacının, işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunu somut delillerle ispatlaması gerektiğini ima eder. 2) Danıştay 2. Dairesi Kararı (E:2021/15416): Bu kararda ise, Daire, idarenin takdir yetkisinin 'kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı' olduğunu vurgulayarak, davacının görevinden alınmasını gerektirecek 'somut bir tespitin' idarece sunulup sunulmadığını araştırmıştır. Davacının görevinde başarısız olduğuna dair bir kanıt olmamasını ve daha önce yargı kararıyla görevine iade edilmiş olmasını dikkate alarak, somut bir gerekçe sunulmadan yapılan atamayı hukuka aykırı bulmuştur. Bu yaklaşım, idareye takdir yetkisini kullanırken bunu somut ve nesnel gerekçelere dayandırma yükümlülüğü getirir ve ispat külfetini bir ölçüde idareye yükler. Farklılığın Nedeni: Bu farklı yaklaşımlar, dairelerin veya kurulların 'takdir yetkisinin denetimindeki yargısal aktivizm' düzeyinden kaynaklanabilir. Bazı daireler daha 'yerindelik denetimi yasağı'na odaklanarak idarenin takdirine daha az müdahale ederken, bazıları 'hukuk devleti' ilkesi gereği idari işlemlerin neden unsurunu daha sıkı bir denetime tabi tutmaktadır. Ayrıca dosyadaki somut olguların farklılığı ve davalı idarenin sunduğu gerekçelerin niteliği de kararları etkileyebilmektedir.