YHGK'nın 2017/2672 E., 2018/1717 K. sayılı kararında, uzun yıllar devam etmiş bir evlilikte mutlak butlan davası açılmasının TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) ile bağdaşıp bağdaşmadığı tartışmasını ve bu tartışmada varılan sonucu, mutlak butlanın kamu düzeniyle olan ilişkisi çerçevesinde değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169038

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili kararında, 1979'da evlenen ve 30 yıldan fazla evli kalan taraflardan birinin, diğer eşin evlenme anında ayırt etme gücünden yoksun olduğu veya akıl hastası olduğu iddiasıyla açtığı mutlak butlan davası ele alınmıştır. Yerel mahkeme, bu kadar uzun süre sonra dava açılmasının dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Ancak Yargıtay, bu görüşe katılmamıştır. YHGK'nın vardığı sonucun temelinde, mutlak butlan sebeplerinin 'kamu düzeni' ile olan sıkı ilişkisi yatmaktadır. TMK m. 145'te sayılan haller (mevcut evlilik, ayırt etme gücü yoksunluğu, ağır akıl hastalığı, yakın hısımlık), toplumun temelini oluşturan aile kurumunun sağlıklı bir şekilde kurulması için vazgeçilmez görülen şartlardır. Bu şartlardaki bir eksiklik, sadece tarafların özel menfaatini değil, doğrudan kamu düzenini ilgilendirir. Bu nedenle, mutlak butlan davası, tarafların yanı sıra Cumhuriyet savcısı ve 'ilgisi olan herkes' tarafından, herhangi bir hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir (TMK m. 146). Davanın bu niteliği, hakkın kötüye kullanılması yasağının (dürüstlük kuralının) uygulama alanını daraltır. YHGK, mutlak butlan sebepleri gibi kamu düzenini ilgilendiren bir konuda, evliliğin uzun sürmüş olmasının tek başına davanın reddi için yeterli bir gerekçe olamayacağına karar vermiştir. TMK m. 156 uyarınca, mutlak butlanla sakat bir evliliğin dahi hakim kararına kadar geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını doğurması, bu durumun dürüstlük kuralı iddiasını zayıflatan bir başka unsurdur. Sonuç olarak, kamu düzenine ilişkin mutlak butlan sebeplerinin varlığı iddiası karşısında, evliliğin süresi gibi faktörler TMK m. 2 kapsamında bir engel teşkil etmez ve mahkemenin iddiaları araştırma yükümlülüğü devam eder.