TMK m. 145/3'te düzenlenen 'evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı'nın mutlak butlan sebebi olması ile TMK m. 133'te yer alan 'akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler' hükmü arasındaki ilişkiyi ve bu iki hükmün nasıl bir bütün olarak yorumlanması gerektiğini açıklayınız.
TMK'da akıl hastalığı, evlenme engeli olarak iki farklı maddede ve farklı sonuçlara bağlanacak şekilde düzenlenmiştir. Bu iki hüküm birbiriyle çelişiyor gibi görünse de, aslında farklı durumları hedef alırlar ve birbirini tamamlarlar: 1) TMK m. 133, bir 'önleyici evlenme engeli' düzenler. Bu madde, evlenme başvurusu sırasında akıl hastası olduğu bilinen bir kişinin durumunu ele alır. Kural olarak akıl hastaları evlenemez. Ancak, bu engel mutlak değildir. Kişinin akıl hastalığının, evlilik birliğini sürdürmeye, eş olmanın getirdiği hak ve yükümlülükleri idrak etmeye engel teşkil etmediği, yani 'evlenmesinde tıbbi bir sakınca bulunmadığı' resmi sağlık kurulu raporuyla belgelenirse, bu kişi evlenebilir. Bu, ayırt etme gücünü sürekli olarak ortadan kaldırmayan, daha hafif nitelikteki veya remisyon (iyileşme) dönemindeki akıl hastalıkları için geçerlidir. 2) TMK m. 145/3 ise, gerçekleşmiş bir evliliğin 'mutlak butlanla' sakat olması halini düzenler. Buradaki 'evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı', evliliğin temelini sarsacak, kişinin evlilik birliğinin anlam ve sonuçlarını kavramasını, sadakat gibi yükümlülükleri yerine getirmesini imkansız kılan, ağır ve sürekli nitelikteki bir akıl hastalığını ifade eder. Eğer bir kişi, m. 133'teki rapora rağmen veya bu rapor alınmaksızın evlenmişse ve sonradan evlenme anında 'evlenmeye engel olacak derecede' bir akıl hastalığına sahip olduğu tespit edilirse, bu evlilik mutlak butlanla batıl olur ve iptali için dava açılabilir. Kısacası, m. 133 evlenmeden önceki bir denetimi ve istisnai bir izni düzenlerken, m. 145/3 evlendikten sonra, evlenme anındaki ağır akıl hastalığının tespiti halinde evliliğin geçersiz sayılmasını sağlar. Eğer akıl hastalığı, aynı zamanda TMK m. 145/2'deki gibi ayırt etme gücünü sürekli olarak ortadan kaldıran bir nitelikteyse, zaten bu sebepten de butlan davası açılabilir.