Açık ceza infaz kurumunda bulunan bir hükümlünün, kurumun sınırları dışına kısa bir süreliğine izinsiz olarak çıkıp daha sonra kendiliğinden dönmesi eyleminin, TCK m. 292'de düzenlenen 'hükümlünün kaçması' suçunu oluşturup oluşturmayacağını, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E:2014/9-203, K:2014/420 sayılı kararı ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169036

TCK m. 292'de düzenlenen 'hükümlünün kaçması' suçu, hükümlünün ceza infaz kurumunun fiziki sınırlarını terk etmesi veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin fiili egemenlik alanından kurtulmasıyla oluşur. Açık ceza infaz kurumlarının firara karşı fiziki engellerinin ve dış güvenlik görevlilerinin bulunmaması, bu suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı konusunda tereddütlere yol açabilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E:2014/9-203, K:2014/420 sayılı kararında bu konu detaylıca ele alınmıştır. Karara göre, açık ceza infaz kurumlarının az güvenlikli olması, hükümlülerin uymakla yükümlü olduğu kuralların olmadığı anlamına gelmez. Hükümlüler, kurumun belirlediği sınırlar içinde kalmak ve sayım gibi yükümlülüklere uymak zorundadır. Karara konu olayda, sanığın akşam sayımında yerinde olmaması ve yapılan aramalarda kurum mücavir alanında bulunamamasının ardından ilerleyen saatlerde kendiliğinden dönmesi, 'kaçma' suçunu oluşturmuştur. Yargıtay, suçun oluşması için firarın uzun süreli olmasının veya geri dönmeme kastının aranmadığını, kurumun fiziki sınırlarının izinsiz olarak terk edilmesinin suçun tamamlanması için yeterli olduğunu kabul etmiştir. Sanığın banyoda olduğu yönündeki savunması, cezaevi görevlilerinin tüm ortak alanları kontrol ettiklerine dair beyanları karşısında inandırıcı bulunmamıştır. Dolayısıyla, açık ceza infaz kurumundan kısa süreliğine de olsa izinsiz ayrılmak ve daha sonra geri dönmek, eylem 'kaçma' anını oluşturduğu için TCK m. 292 kapsamındaki suçu teşkil eder. Gönüllü geri dönüş, ancak cezanın bireyselleştirilmesinde (takdiri indirim nedeni olarak) dikkate alınabilir.