Genel ve soyut gerekçelerle, örneğin 'terör örgütlerinin takibi amacıyla ülke genelindeki tüm e-posta kayıtlarının incelenmesi' şeklinde bir 'önleyici' teknik takip kararı verilmesinin, Anayasa'nın 22. maddesindeki haberleşme hürriyeti ve 13. maddesindeki ölçülülük ilkesi açısından hukuki geçerliliğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169034

Böyle bir karar, Anayasa'ya açıkça aykırıdır. Anayasa'nın 22. maddesi haberleşme hürriyetini güvence altına alır ve bu hakka müdahalenin ancak kanunla öngörülen ve maddede sayılan meşru sebeplerle (milli güvenlik, kamu düzeni, suçun önlenmesi vb.), usulüne göre verilmiş hakim kararıyla yapılabileceğini belirtir. Anayasa'nın 13. maddesi ise tüm temel hak sınırlamalarının 'ölçülülük' ilkesine uygun olması gerektiğini, yani sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağını ve hakkın özüne dokunamayacağını hükme bağlar. Genel ve soyut gerekçelerle, bireyselleştirme yapılmaksızın tüm bir ülkenin veya bölgenin e-posta trafiğinin izlenmesi talebi, ölçülülük ilkesinin üç alt unsurunu da ihlal eder: a) Elverişlilik: Belirli bir suçu veya tehlikeyi hedef almadığı için amaca ulaşmaya elverişli değildir. b) Gereklilik (Zorunluluk): Haberleşme hürriyetine en ağır müdahalelerden biridir. Aynı amaca daha hafif müdahalelerle (belirli şüphelilerin takibi gibi) ulaşmak mümkünken, herkesi kapsayan bir takip 'gerekli' değildir. c) Orantılılık: Elde edilmek istenen kamu yararı (soyut bir güvenlik amacı) ile bireylerin haberleşme hürriyetine ve özel hayatlarına yapılan kitlesel müdahale arasında makul bir denge yoktur. PVSK ek m. 7/4 de, kararda 'hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü' gibi unsurların belirtilmesini zorunlu kılarak, takibin bireysel olması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Dolayısıyla, kitlesel ve genel bir takip kararı hem kanuna hem de Anayasa'ya aykırıdır.