Ceza Muhakemesi Kanunu m. 135 uyarınca yapılan 'adli' amaçlı e-posta takibi ile Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) ek m. 7 uyarınca yapılan 'önleyici' amaçlı e-posta takibini; amaç, karar mercii, şartlar ve elde edilen verilerin delil değeri açısından karşılaştırınız.
Adli ve önleyici amaçlı e-posta takibi (iletişimin denetlenmesi) arasında temel farklar bulunmaktadır: 1) Amaç: Adli takip (CMK m. 135), işlenmiş veya işlenmekte olan bir suça ilişkin soruşturma ve kovuşturmada delil elde etmek, şüpheli veya sanığın yerini tespit etmek amacıyla yapılır. Önleyici takip (PVSK ek m. 7), henüz suç işlenmeden, gelecekte işlenmesi muhtemel suçları (özellikle terör, örgütlü suçlar) engellemek, devletin güvenliğini ve kamu düzenini korumak amacıyla yapılır. 2) Karar Mercii: Adli takipte karar, kural olarak ağır ceza mahkemesi veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilir. Önleyici takipte ise karar, hakim tarafından veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Emniyet Genel Müdürü veya İstihbarat Daire Başkanı'nın yazılı emri ile verilir (bu emir 24 saat içinde hakim onayına sunulmalıdır). 3) Şartlar: Adli takip için, CMK m. 135'te sayılan katalog suçlardan birinin işlendiğine dair 'kuvvetli şüphe sebeplerinin' bulunması ve 'başka suretle delil elde etme imkanının olmaması' gerekir. Önleyici takip için ise, kanunda sayılan suçların işlenmesinin önlenmesi amacıyla 'gerekli görülmesi' yeterlidir; daha soyut bir kritere dayanır. Her iki takip türünde de kararın hedef kişi, iletişim aracı gibi unsurları bireyselleştirmesi zorunludur. 4) Delil Değeri: Adli takip sonucu elde edilen kayıtlar, usulüne uygun alınmışsa, ceza yargılamasında 'doğrudan delil' olarak kullanılabilir. Önleyici takip sonucu elde edilen veriler ise, ceza yargılamasında delil olarak kullanılamaz. Bu kayıtlar sadece istihbari amaçlıdır ve PVSK ek m. 7/5 uyarınca tedbir sona erdiğinde en geç on gün içinde imha edilmeleri gerekir.