CMK m. 251 uyarınca uygulanan basit yargılama usulünde, mahkumiyet kararı verilmesi halinde sonuç cezada yapılan 1/4 oranındaki indirimin, sanığın bu karara itiraz etmesi üzerine yapılacak duruşmalı yargılamada korunmamasının, 'reformatio in peius' (aleyhe değiştirme yasağı) ilkesi açısından hukuki durumunu tartışınız.
'Reformatio in peius' yasağı, kanun yoluna sadece sanık lehine başvurulması durumunda, verilecek yeni kararın önceki karardan daha ağır olamayacağı ilkesidir. Basit yargılama usulünde verilen karara karşı itiraz, CMK m. 252'de düzenlenmiş özel bir yoldur. Sanık itiraz ettiğinde, mahkeme duruşma açar ve genel hükümlere göre yargılamaya devam eder. CMK m. 252/2 açıkça, 'İtiraz üzerine verilen hükümde, basit yargılama usulüne göre verilen hükümdeki ceza dörtte bir oranında indirilerek belirlenir.' hükmünü kaldırmış ve yeni düzenlemede (CMK m. 252/9) 'İtiraz üzerine verilen hükümlerde, 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim yapılmaz.' şeklinde açık bir kural getirmiştir. Bu durum ilk bakışta aleyhe değiştirme yasağının ihlali gibi görünebilir. Ancak hukuki nitelendirme şöyledir: Basit yargılama usulü, sanığın duruşma hakkından feragat etmesi karşılığında kendisine sunulan bir 'fırsat' veya 'ödül' niteliğindedir. Sanığa, daha hızlı bir yargılama ve ceza indirimi sunulmaktadır. Sanık, verilen hükme itiraz ederek bu usulden vazgeçtiğini ve genel hükümlere göre duruşmalı bir yargılama talep ettiğini beyan etmiş olur. Bu durumda, basit yargılama usulünün kendisine sağladığı avantajdan (1/4 indirim) da vazgeçmiş sayılır. Yargılama, artık yeni baştan ve genel kurallara göre yapılmaktadır. Dolayısıyla, kanun koyucunun itirazı, basit yargılama usulünün getirdiği paketten bir bütün olarak vazgeçme olarak kabul etmesi, reformatio in peius yasağının bir ihlali olarak değil, farklı bir yargılama usulüne geçişin doğal bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. Sanık, duruşmalı yargılama hakkını kullanmayı seçerek, indirim avantajından feragat etmektedir.