Müteselsil sorumlulukta, zarar görenin, sorumlulardan sadece birine karşı dava açıp alacağını tahsil etmesi durumunda, ödeme yapan bu sorumlu, diğer sorumlulara hangi hukuki dayanakla ve hangi ölçüde rücu edebilir? İç ilişkideki bu rücu mekanizmasını TBK m. 167 ve m. 62 hükümleri çerçevesinde açıklayınız.
Müteselsil sorumlulukta, zarar görene ödeme yaparak borcu kendi payından fazla ifa eden sorumlu, diğer sorumlulara rücu etme hakkına sahiptir. Bu hakkın iki temel hukuki dayanağı vardır: 1) Halefiyet (TBK m. 167): Kendi payından fazlasını ödeyen müteselsil borçlu, ödediği fazla miktar oranında, alacaklının (zarar görenin) haklarına halef olur. Yani, alacaklının yerine geçerek, diğer borçlulara karşı onun alacak ve fer'i haklarını kullanabilir. Bu, kanuni bir halefiyettir. 2) İç İlişki Düzeni (TBK m. 62): Özellikle haksız fiillerden doğan müteselsil sorumlulukta iç ilişkiyi düzenleyen bu maddeye göre, tazminatın kendi payına düşenden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için diğer müteselsil sorumlulara rücu hakkına sahiptir. Rücunun Ölçüsü: İç ilişkide sorumluluk, artık müteselsil değildir; paylaştırılmıştır. Rücu edilecek miktar, her bir sorumlunun iç ilişkideki payına göre belirlenir. TBK m. 166/1'e göre, borçlular, kanun veya sözleşme ile aksi belirtilmedikçe, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit oranda sorumludurlar. Ancak TBK m. 62, haksız fiiller için daha özel bir düzenleme getirerek, hakimin, bütün durum ve koşulları, özellikle de sorumluların kusurlarının ağırlığını ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğunu göz önünde bulundurarak rücu edilecek miktarı belirleyeceğini hükme bağlamıştır. Dolayısıyla, haksız fiillerde rücu oranı eşitlik karinesine göre değil, her bir failin somut olaydaki kusurunun ve eyleminin tehlike derecesinin hak tarafından takdirine göre belirlenir. Örneğin, %70 kusurlu olan bir fail, %30 kusurlu olan diğer faile, zararın tamamını ödedikten sonra, %30 oranında rücu edebilir.