6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde düzenlenen müteselsil sorumluluk hallerinden olan 'birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet vermeleri' ile 'aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olmaları' arasındaki farkı, hukuki sonuçları açısından birer örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169019

TBK m. 61, iki farklı müteselsil sorumluluk hali düzenler: 1) Birlikte (Müşterek) Sorumluluk: Bu halde, birden çok kişi aynı zararın meydana gelmesine ortak bir fiille veya birbirini tamamlayan fiillerle sebep olur. Burada sorumluların hepsi haksız fiil failidir. Aralarında bir 'fiil ve irade birliği' vardır. Örnek: İki kişinin, bir plan dahilinde üçüncü bir kişiyi darp ederek yaralaması. Burada her ikisi de zararın tamamından haksız fiil sorumlusu olarak müteselsilen sorumludur. 2) Çeşitli Sebeplerden Doğan Sorumluluk (Yarışan Sorumluluk): Bu halde, birden çok kişi aynı zarardan sorumlu olmakla birlikte, sorumluluklarının hukuki sebepleri farklı olabilir. Bir fiil birliği yoktur, ancak sonuçta aynı zarardan sorumlu tutulurlar. Örnek: Bir binanın balkonunun, müteahhidin yapım hatası nedeniyle çökmesi ve yoldan geçen birine zarar vermesi. Bu olayda, müteahhit 'haksız fiil' (TBK m. 49) veya 'eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıp' (TBK m. 475) nedeniyle sorumlu olurken, bina maliki 'yapı malikinin kusursuz sorumluluğu' (TBK m. 69) ilkesi gereği sorumlu olur. Görüldüğü gibi, aynı zarardan (yaralanma) sorumlu olan iki kişinin sorumluluk kaynakları (biri kusura, diğeri kusursuz sorumluluğa dayalı) farklıdır. Hukuki Sonuç Farkı: Her iki durumda da zarar gören, zararının tamamını dilediği sorumludan veya hepsinden talep edebilir (dış ilişki). Temel fark, iç ilişkide (rücu) ortaya çıkar. Birlikte sorumlulukta rücu, genellikle kusur oranlarına göre belirlenir. Çeşitli sebeplerden doğan sorumlulukta ise TBK m. 62/2, bir sıralama öngörür: Kural olarak, önce haksız fiil faili, sonra sözleşme sorumlusu, en son ise kanundan doğan kusursuz sorumlu olan kişi rücua muhatap olur.