CMK m. 143/2'ye göre Devletin, ödediği tazminatı 'kovuşturmaya veya soruşturmaya yer olmadığı kararını gerektiren hâllerin, yalan tanıklık veya iftira gibi bir suç veya başka bir haksız fiil veya kusurlu davranışından kaynaklandığını ispatlayan' kişilere rücu etme hakkını, bu rücunun şartlarını ve amacını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169018

CMK m. 143/2, Devletin ödediği tazminat için bir rücu mekanizması öngörür. Bu rücunun amacı, haksız koruma tedbirine kendi kusurlu veya haksız eylemiyle sebep olan kişilerin, bu eylemlerinin mali sonuçlarından sorumlu tutulması ve nihayetinde zararın gerçek sorumlusuna yükletilmesidir. Rücunun şartları şunlardır: 1) Devletin CMK m. 141 kapsamında bir tazminat ödemiş olması gerekir. 2) Koruma tedbirinin haksızlığının (KYOK, beraat vb.) temelinde, üçüncü bir kişinin haksız fiili veya kusurlu davranışı yatmalıdır. Kanun örnek olarak 'yalan tanıklık' veya 'iftira' suçlarını saymıştır. Örneğin, bir kişinin yalan tanıklığı yüzünden başka bir kişi haksız yere tutuklanmışsa, Devlet ödediği tazminatı bu yalan tanığa rücu edebilir. 3) Rücu edilecek kişinin eylemi ile haksız koruma tedbiri arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır. Yani, o kişinin eylemi olmasaydı, haksız tutuklama veya yakalama gerçekleşmeyecekti. 4) Bu durumun, tazminat ödeyen Devlet (Hazine) tarafından ispatlanması gerekir. Bu rücu davası, genel mahkemelerde (hukuk mahkemeleri) açılır ve genel hükümlere göre yürütülür. Maddenin ikinci fıkrasında ayrıca, görevinin gereklerine aykırı hareket ederek haksız koruma tedbirine neden olan kamu görevlilerine de rücu edileceği belirtilmiştir. Bu da kusurlu kamu görevlisinin sorumluluğunu tesis eden bir başka rücu yoludur.