İş kazası ve meslek hastalığı sonucunda meydana gelen bedensel zararların süreklilik arz eden ve gelişen bir nitelik taşıması, bu zararlara ilişkin açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresinin başlangıç anını nasıl etkiler? (TBK m. 146)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169014

Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca, sözleşmeden doğan alacaklar için genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Haksız fiiller için ise TBK m. 72'de 2 ve 10 yıllık özel süreler öngörülmüştür. İşçi-işveren ilişkisi sözleşmeye dayalı olduğundan genellikle 10 yıllık süre uygulanır. Zamanaşımının başlangıcı ise alacağın muaccel olduğu tarihtir (TBK m. 149). İş kazası ve meslek hastalığı gibi bedensel zararlarda, zararın tüm boyutlarıyla ortaya çıkması ve kesinleşmesi zaman alabilir. Zarar, olay anında sabit ve belirli olmayıp, tedavi süreci sonunda veya hastalığın ilerlemesiyle gelişim gösterebilir. Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasına göre, bu tür 'gelişen zararlarda' zamanaşımı, zararın gelişiminin durduğu ve kesin olarak belirlenebildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu tarih, genellikle, sürekli iş göremezlik oranının (maluliyet oranının) yetkili sağlık kurullarından alınacak kesin bir raporla tespit edildiği tarihtir. Dolayısıyla, işçinin maluliyet durumunun henüz kesinleşmediği, tedavi ve tetkiklerin devam ettiği bir süreçte zamanaşımı işlemeye başlamaz. Zamanaşımının başlangıcı için, zararın öğrenilmesinden kasıt, zararın kapsamının ve maluliyet oranının bilimsel olarak belirlendiği, dava edilebilir hale geldiği anın öğrenilmesidir.