Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) m. 3 uyarınca açılan arsa payı düzeltim davasının hak düşürücü süre veya zamanaşımına tabi olmamasının hukuki gerekçesi nedir? Bu davanın açılmasında Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralının rolünü, Yargıtay 20. HD, E. 2017/876, K. 2017/3125 sayılı kararı çerçevesinde açıklayınız.
Arsa payı düzeltim davasının herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımına tabi olmamasının temel hukuki gerekçesi, arsa payının mülkiyet hakkının özüyle doğrudan ilgili olmasıdır. Arsa payı, bağımsız bölümden ayrı olarak devredilemeyen, mülkiyet hakkına bağlı bir haktır ve kat mülkiyetinin devamı süresince varlığını korur. Hatalı veya orantısız olarak belirlenmiş bir arsa payı, mülkiyet hakkına sürekli bir tecavüz niteliğindedir. Mülkiyet hakkına yönelik tecavüzlerin bertaraf edilmesi talepleri de kural olarak zamanaşımına uğramaz. Bu nedenle, kat mülkiyeti rejimi devam ettiği sürece bu davanın açılabilmesi kabul edilmiştir. Ancak, bu hakkın kullanımı sınırsız değildir ve TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralı (hakkın kötüye kullanılması yasağı) ile sınırlıdır. Yargıtay 20. HD'nin ilgili kararında bu durum somutlaşmıştır. Karara konu olayda, kat irtifakının kurulmasından 20 yıl sonra, imar mevzuatındaki değişiklikten faydalanılarak açılan davanın dürüstlük kuralına aykırı olduğuna hükmedilmiştir. Mahkeme, davacıların bağımsız bölümlerini alırken arsa paylarını bildiklerini, uzun yıllar bu duruma itiraz etmediklerini ve sonradan ortaya çıkan bir menfaat (imar değişikliği) nedeniyle dava açmalarının hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini kabul etmiştir. Dolayısıyla, arsa payı düzeltim davası süreye tabi olmasa da, kat mülkiyetinin kuruluşunda arsa paylarını bilerek ve kabul ederek malik olan veya çok uzun süre sessiz kalarak diğer maliklerde bir güven oluşturan kişinin, sonradan bu davayı açması dürüstlük kuralına aykırı bulunarak reddedilebilir.