Bir klinik ilaç araştırmasında, TCK m. 90'da belirtilen 'insan üzerinde deney' suçunun oluşmaması için aranan şartlar nelerdir? Bu şartlardan 'deneyle varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması' kriterinin değerlendirilmesinde hangi hukuki ve etik ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır?
TCK m. 90/2, rızaya dayalı bir bilimsel deneyin suç oluşturmaması için kümülatif şartlar öngörmüştür: 1) Yetkili kurul veya makamdan izin alınması, 2) Deneyin öncelikle insan dışı ortamda veya hayvanlar üzerinde yapılmış olması, 3) Bu ön deney sonuçlarının insan üzerinde yapılmasını gerekli kılması, 4) Deneyin insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı etki bırakmaması, 5) İnsan onuruyla bağdaşmayacak acı verici yöntemler uygulanmaması, 6) Amacın, kişiye yüklenen külfet ve tehlikeye göre daha ağır basması (yarar-risk analizi), 7) Yazılı, bilgilendirilmiş ve menfaate dayanmayan rızanın olması. Soruda belirtilen 'yarar-risk analizi' kriteri, tıp hukukunun temel ilkelerinden olan 'yararlılık' ve 'zararsızlık' ilkelerinin bir yansımasıdır. Değerlendirmede, deneyden beklenen bilimsel ve toplumsal faydanın (yeni bir tedavi, hastalığın önlenmesi vb.) büyüklüğü ile deneye katılan gönüllünün maruz kalacağı potansiyel risklerin (yan etkiler, kalıcı hasar ihtimali, acı vb.) tartılması gerekir. Bu değerlendirme, Anayasa m. 17'de korunan vücut bütünlüğü hakkına yapılacak müdahalenin 'ölçülülük' ilkesine uygun olup olmadığının da bir denetimidir. Beklenen fayda, göze alınan riskten açıkça ve önemli ölçüde daha büyük değilse, bu şartın gerçekleştiği kabul edilemez.